Annemin, babamın mezarı olmasını çok isterdim. Annem nerede bilmiyorum. Öldüyse mezarı nerde, kaçtıysa nereye kaçtı? Kaçtı da sonra mı öldü? Onu bile bilmiyorum. Ölmüş olsalar, yokluklarına sarılırdım, biliyor musun? Yokluklarını yorgan yapar, örterdim üstüme. "Olsalardı" diye başlayan cümleler kurar, başımı o cümlelere yaslardım. Mezarlarına gider, çiçek bırakır, konuşurdum onlarla. Her bayram giderdim. Yalnız geçirdiğim bayramları bile severdim. Gidecek bir yerim olurdu. Şimdi yine yoklar ama bu yokluk, gerçek bir yokluk değil. Varken nasıl yok olabilir insan? Ben o yokluğa düşman oldum. Bir karabasan gibi çöktü üstüme. Öyle ağır ki... Hiçbir şeyin varlığı anlam taşımadı ömrüm boyunca.
Sanıyorlar ki evden çıkınca hiç düşünmüyoruz biz onları. Sen çıkıyorsun evden, varlığın bir yere gitmiyor ki... O mutfak masasında oturup kalıyor, hayalet gibi. Galiba ben biraz da o hayaletlerden kaçtım