Bir çocuk neşesiyle atacağız kendimizi dışarı. Fakat bir çocuk kalbi taşıyor muyuz hâlâ? Gaybın o ucsuz bucaksız beyazlığına yakışacak mı ayak izlerimiz?
Neden bir mikrop gibi, yaşamın soyguncusu ve savurganı olarak yaşıyorsunuz? Bundan hiç utanmıyor musunuz? Oysa hayatın ressamları, kurucuları olabilirdiniz. Bunun yerine bazı solucanlar gibi pislik içinde sürünüyor, yaşamı leş kokan bir çöplüğe çeviriyorsunuz.
"akşamların denizinde hor görülmüş bir çocuk erinir soluk almaktan,giyinmekten filan/onun elleri var kimin yok ki/onunkiler sarılır bomboş bir paltoya durmadan."
Hududları,çemberleri ve cidarları zorlandığı için haykıran bedenlerimizin farkında değiliz,hala zavallı bir gayretle çabucak gittiğimiz bilmem kaçıncı bir sonsuzdan sonra, peki ya daha sonra diyor, bir torbaya konmuş kedi gibi çırpınıyoruz.