Martin, fabrika kızlarının, işçi sınıfından kadınların sert ve nasırlı ellerine alışıktı. O ellerin neden böyle sert olduğunu biliyordu elbette. Ya Ruth'un elleri... Yumuşaktılar, çünkü hiç çalışmamışlardı. Geçinmek için çalışmak zorunda olmayan bir kişiye dair o dehşetli düşünce aklından geçince Ruth ile arasındaki boşluk daha da büyüdü. Çalışmayan aristokrat kesimi düşündü. Önündeki duvarda, cüretkâr, kibirli ve kudretli halleriyle kocaman belirdiler. Kendisi çalışmıştı; ilk hatıraları çalışmakla ilgiliydi, bütün ailesi çalışmıştı. Mesela Gertrude. Onun elleri bitmek bilmez ev işlerinden katılaşmamış, ama çamaşır yıkamak yüzünden şişmiş ve haşlama et gibi kırmızı olmuştu. Sonra kız kardeşi Marian vardı. Geçen yaz konserve fabrikasında çalışmış ve o güzel ince elleri, domates bıçakları yüzünden yara bere içinde kalmıştı. Ayrıca bir önceki kış karton kutu fabrikasında iki parmağının ucunu kesim makinesine kaptırmıştı. Tabutunda yatan annesinin sert avuçlarını hatırlıyordu. Babası da son nefesine kadar çalıştığına göre elindeki nasırın kalınlığı yarım parmağı geçmişti kuşkusuz. Ama O'un elleri yumuşacıktı, annesinin ve kardeşlerinin de öyle. Bu son düşünce onların üst tabakaya mensup olduğunu, Ruth ile arasında da dev bir uçurum bulunduğunu gayet açık biçimde göstererek onu irkiltti.