'Korhan: "Sadece bu bile sana yettiği için ağlamıyorsun şu an değil mi?"
🩶: "O benim uğurlu bilyem ve ben ağlamayı sevmiyorum."
Korhan: "Bu benim bilyemdi.. Hayır, bu bilye ne zaman senin bilyen olacak biliyor musun? ..Diğer bilyeleri bana getirdiğin zaman.. Karşı gelmeyecek misin? Karşı gel, diren, savaş, onu benden almaya çalış, koru kendini. Neden böylesin?"
🩶: "Hayır, bunu da şu an yapmayacağım."
Korhan: Ne zaman yapacaksın?"
🩶: "Diğer bilyelerle yanına geldiğim zaman.. Yeni bilyelerle yanına geldiğim zaman sana öyle bir direneceğim ki, seninle öyle bir savaşacağım ki canın benim dizlerimden daha fazla yanacak ve buna inanacaksın."
O an karar verdi, uğuru bütün bilyelerdi; umudu artık bulutları değildi.
Korel'in çoçukluğu rengi olmayan bir ruhtu.'
'Renkler, insanın ruhuna bulaşan izleri gizleyen bir kalkandı; her insanın ruhunun bir rengi vardı ve bu renk, doğduğumuz zaman kaderimize çizilir, yolumuzu sadece o renkler aydınlatırdı. İnsan farkında olmadan o ışığın izinde ilerler ve umudu, ruhunun rengi olurdu.'