"Bakın, düşünecek olursanız biz bile kendimizi bazen olduğumuz dan ya da olduğumuzu düşündüğümüzden farklı hissederiz: Aynı şeyleri, aynı durumları farklı algılarız; kimliğimizi hiç sorgulamadan aynı uyaranlara farklı duygularla tepki veririz. Mesela aynı olaya bazen güleriz, bazen endişeleniriz; bazen küçümsediğimiz şeylere bazen kızarız... bazen çok hoşsohbetizdir bazen asosyal... Yine de her zaman aynı insan olduğumuzun bilincindeyizdir. Benliğimizi tanır, hisseder ve kabul ederiz. Öz benliğimiz birbirine entegre olmuş birçok farklı kısımdan oluşur. Ama şimdi bir de sürekli psikolojik travmalara maruz kalan bir çocuk düşünün. Bizim bile kabul ve tahammül etmemiz, aşmamız çok zor olan travmalara hem de... Belki beyninde anatomik farklılık olan bir çocuk. Öz bilinç entegrasyonun gerçekleştiği büyümenin çok hassas döneminde olan bir çocuk. Güzel, işte bu durumdaki bir çocukta büyük bir çözülme reaksiyonunun doğması, benliğinin parçaları arasında bunları birbirinden tamamen koparacak net bir ayrım oluşması ve onu bunları farklı kişilikler yani farklı insanlar olarak algılamaya itmesi hiç de şaşırtıcı bir durum olmamalı."