“Kendini ortaya atan ve hassas olmaktan korkmayan kişilerle yakınlaş: İnsanların ancak çevrelerindeki izleyerek gelişebileceğini, başkalarını yargılamak için değil adanmışlıklarını ve cesaretlerini takdir etmek için böyle davranmanın önemli olduğunu anlayanlar onlardır.”
...''Buna karşılık, yaşamın yaşamaya değmediği düşüncesine vardıkları için ölen nice insanlar görüyorum. Çelişkin bir biçimde, kendileri için bir yaşama nedeni olan (yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölüm nedenidir de) düşünceler ya da düşler uğruna ölüme giden başka insanlar görüyorum.''
...''Ama o gün umutsuz kişinin bir dostu kendisiyle ilgisiz bir tavırla konuşmuş mudur, konuşmamış mıdır, bilmek gerekir. Suçludur o. Çünkü böyle bir davranış henüz askıda bulunan tüm hınçları, tüm bıkkınlıkları hızlandırıvermeye yetebilir.''
Saadet, define gibi bir tesadüf kazması darbesiyle bulunuveren bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyangodur, ne mevki ve servettir. Saadet, gayretle ve irademizin kuvvetiyle zapt edebileceğimiz bir kaledir.
Gençliğini yaşa kardeşim, bu gençlik her zaman ele geçmez. Sana öğüt verenler vaktiyle günlerini yaşayıp da şimdi senin güzel gençliğini kıskananlardır, aldırma, eğlenmeye bak… Daha neler demezler ki…