Odaya ağır ağır çöken akşamı hissetmedi. Çünkü akşamlar sessizdi. Öğle zamanı gibi pencereden küstahça bakmıyor, karanlık sular gibi duvarladan fışkırıyordu, tavanı hiçliğe doğru kaldırıyor, nesneleri usulca indirip, sessiz seline katıyordu.
Bir şarkı duyuyorum seni hatırlatan
Sanki içimde seni yeniden yeşerten
Saf gönül yine aldanıyor o hayale
Sanki giden, geri gelir mi ki tekrardan
Sonra bir şarkı daha çalıyor orada
O şarkıyı da senin için adıyorum
Her duyduğumda yanacağımı bilerek
Sanki yanan, geri yanar mı ki tekrardan
Bu kitap, işlediği konunun özünde mecburiyet ve özgürlüğün çatışmasına değinmiştir.
Bir yanda duygusuz ve edilgen, mecburiyet duygusu (Ferdinand); diğer yanda duygulu ve etken, özgürlük (Paula) yer alır.
Mecburiyet, duygulardan arınmış ve itaatin boyunduruğu altındaki bir mahrumiyettir; özgürlük ise duygularla güçlenmiş ve boyunduruksuz bir hürriyettir.
Kendi öznel görüşüme gelecek olursak Stefan Zweig'in antimilitarist görüşlerine katılmıyorum. Çünkü özgürlüğümüzün teminatlarından biri olan vatan için askerlik bir mecburiyet değildir.