Feyre fakir ailesiyle küçük bir kulübede hayatta kalma mücadelesi veren bir genç kız. Babası bir bacağını ve mal varlığını kaybettiğinden beri hayatları bu şekilde ilerlemekte. İki ablası ve babasına
Kitap benim için üç ana konu üzerine kurulmuş diyebilirim.
1. Hayır diyebilmek üzerine
2. Sınırlarımız üzerine
3. Kendinize hayır diyebilmek üzerine
Genel anlamda sınır çizmek konusunda problem yaşayan insanlara yol gösterici nitelikte bir kitap olmuş. Konuyu çeşitli bakış açılarıyla ele alması başta gerçekçi bir hikayeyle durumu somutlaması hoşuma gitti.
Ama bazı örneklerin bizim kültürümüzle uyuşmadığını düşünüyorum. Ayrıca hikaye kısmının tüm kitaba yayılmasını tercih ederdim.
Kitabı okurken kendimi zaman zaman bencil birinin yazdığı bir kitabı okuyormuş gibi hissettim. Ama hayır demek bir bencillik midir? Kesinlikle hayır! Hayatta karşımıza çıkan her şeye evet diyemeyiz. Kitabın bazı noktalarında hayır demenin abartılmış olduğunu da düşünüyorum. Çünkü bazen sadece inanç sistemimiz için bile evet dediğimiz sevap saydığımız şeyler olabiliyor hayatta. Ya da bazen dostluklar fedakarlık gerektirebiliyor. Her zaman bizim konfor alanımızdaki evetler evet olarak kalamıyor maalesef. Hayatta birçok dinamik var birçok ilişki dinamiği var. Ve bizim gibi duygusal toplumlarda birçok ilişki aslında fedakarlık üzerine kurulmuş durumda. Ama kitap fedakarlık dengesizliği ile ilgili de bireye farkındalık oluşturuyor.
Hayır demekte zorluk çekenlere, farkındalık kazanmak isteyenlere ve benim gibi öğrencilerine Sınır Koyma konusunda bilgi verecek psikolojik Danışmanlara tavsiyemdir.