“Daha anlatsana,” dedim.
“Hoşuna mı gitti?”
“Hem de çok. Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterim.”
“Benzinimiz yeter mi ki?”
“Yalancıktan doldurursak yeter.”
“N’oldu, Zeze?”
“Hiç. Şarkı söylüyordum.”
“Şarkı mı?”
“Evet”
Demek ki kulaklarım sağır olmuş.”
Acaba insan içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor olabilir miydi?