"Düşmanlarına bu derece sıcak davranan insanlarla karşılaşacağımızı ummamıştık" dedi Şeyh Şamil. "Doğrusu aklım almıyor yüzbaşı. Biz, sizlerin evlatlarınızı öldüren eşkıyalar, azılı katiller değil miydik?"
Yüzbaşı, başını şiddetle iki yana salladı, " Asla Şeyh hazretleri. Sizler, vatanları için hiç düşünmeden ölüme atılan saygın, onurlu insanlarsınız. Özgürlükleri uğrunda, bir avuç insanın neler yapabileceği ve nelere katlanabileceğinin en müşahhas örneğisiniz. Aksini düşünmeyiniz."
"Ama bizi dünyaya böyle tanıttığınız söyleniyordu."
"Bunlar siyasetin cilveleri ne yazık ki."
Ölüm korkusunun ne kadar güçlü bir duygu olduğu malumunuzdur albay. Peki aşırı korkunun, tıpkı ölüm anında olduğu gibi ruhu bedenden söktüğünü işitmiş miydiniz?
Akılsızlık, fikirsizliği doğuruyor. Bizde söz vardır ama öz azdır. Bilgili olan vardır ama fikir sahibi azdır. Dedikoduyu, şikayeti fikir sayarız. Gazeteler, ekranlar, sosyal medya bunlarla doludur. Kendilik olmayınca özgünlük de, fikir de olmaz. İslam dünyasında son 200 yıldır özgün fikir üretenler çok azdır.
Kendini böyle amansızca sorgulayanların, zorluklarla yüzleştikleri anlarda diğerlerinden daha metanetli olduğu bir hakikattır efendimiz. Müslümanlar da böyle düşünürler. Ölümü çok hatırlayanların kalplerinin temizlendiğine ve ölümlerinin de kolay olacağına inanırlar.