Birilerine harika atlar vermiştir kader , atlarına binip , onların güzelliğine pek kayıtsız , dolaşmaya çıkarlar , oysa başkalarının yüreği öylesine güzel atlara sahip olmak tutkusuyla yanar , tabana kuvvet yürürler , yanlarından rahvan bir at geçtiğinde ağızlarının suyu akar . Birilerinin usta bir aşçısı vardır , ama ne yazık ki ağzı küçücüktür , ne yaparsa yapsın ufacık iki lokmadan fazlasını koyamaz ağzına ; ötekinin ağzı karargâh komutanlık kapısının kemeri gibidir , gelgelelim , ne yazıktır ki Alman patates yemeği gibi şeylerle bastırmaya çalışır açlığını. Ne tuhaf oyunlar oynar bize şu kader !