Müdür gittikten sonra Gülsüm Ana, kızların
odasına geldi. Ben de oradaydım. Zeynep'e dedi ki: "Evladım biz senden hoşnuduz. Ama ne yapa lım, müdüre karşı çıkılmaz. Sürgün ederler bakarsın. Çoluk çocuk perişan oluruz."
Zeynep, sırtını okşadı onun,
"Kabahat senin demeye de dilim varımıyor canım anacığım ama, bunca haksızlığa uğradığımız zaten bu yüzdendir. Biz birlik olmadıkça bize daha çok şey ederler," dedi.
İpler kopmak üzereydi. Gece saatlerinde Ali Fuat Paşayla görüşerek yaklaşan tehlikelerden bahsetti ve nicedir zihninde sır gibi taşıdığı düşüncesini, “Artık milletin bundan sonra kendi haklarını kendisinin araması ve koruması, bizlerin de mümkün olduğu kadar bu yolu göstermemiz ve bütün ordu ile beraber yardım etmemiz lazımdır,” diyerek açıkladı.
Biraz da Sevim'le yazalım. Belki onun yazdıkları demir kapılara takılmaz da senin eline varır. Sevim,
"Benim elim uğurludur, ben yazayım," dedi.
Kızlar çok güldüler. Sevim yazdığı bir şiir yüzünden gelmiş buraya. Hem de çok güzel şiir okuyor.
"İyi yazınadın diye mi geldin?" diye sordum. "Yok," dedi, "iyi yazdım diye."
İyi yazmışsa Sevim niye gelmiş İnci?