Dr. HH

“Memlekette adam kalmadı mı ki kendinizi savunma çaresini düşünüyorsunuz?” deyince Ali Cenani Bey büyük bir çaresizlik içerisinde, “Neyle, nasıl?” diye sordu. Mustafa Kemal bu soru karşısında, “Teşkilat yapın, milli bir kuvvet oluşturun, kendinizi müdafaa edin, ben istediğiniz silahları veririm,” diyerek nicedir zihninde dönüp dolaşan bir fikrin ilk tohumlarını attı. Zira Ahmet İzzet Paşaya da söylediği gibi; barış gecikecekti ve karşılarında kendilerini Anadolu’dan kovmaya niyetli bir düşman bulunuyordu. Bu şartlar altında yapılacak yegâne şey direnmekten başkası değildi.
Alıntı
Reklam
„Sözcükleri ağır ağır arayarak, “Tanrıya karşı duyulan sevgi,” diye başladı konuşmaya, “her zaman iyi’ye duyulan sevgiyle bir değildir. Ah, iş bu kadar basit olsaydı! İyi’nin ne olduğunu biliriz hep, Tanrı buyruklarında yazar. Ama Tanrı buyruklarda değildir yalnız, Tanrı buyrukları Tanrının ancak küçük bir parçasıdır. İnsan buyruklardan hiç ayrılmaz, ama yine de Tanrıdan fersah fersah uzakta bulunabilir.“
Alıntı
Tüm bu hadiseler içerisinde İngiliz komutanlar risk alıp direnişe geçme kararı verememiş çünkü sorumluluktan korkmuşlardı. Risk alan kendisiydi ve kazanmıştı. Mesuliyetten korkan komutanların hiçbir vakit icap eden kararları veremediğini, bunun neticesinde ortaya acı felaketlerin çıktığını düşünüyordu. Yarının Adamı bu kıymetli dersin, ona ömrünün kalan kısmında çok faydalı olacağından habersizdi.
Alıntı
Zamanın gittikçe yaklaşması üzerine çadırından çıkan Mustafa Kemal, hücum edecek askeriyle göz göze geldi. Gecenin karanlığı yerini doğacak güneşin ilk parıltısına yavaş yavaş biralarken yürümeye başladı. Askerlerin arasında dolanarak yaptığı seri ve kısa bir denetlemenin ardından en öne geçti. Saatine baktı. Vakti gelmişti. Askerlerine dönüp konuşmaya başladı: “Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. İlk önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden saldırırsınız!”
Alıntı
Aklıma gelen konuyu etraflıca düşünerek söyledim,” diyerek son kararı Mustafa Kemal’e bıraktı. Yarının Adamı kararından emindi ve taarruzu bizzat yerinden yönetecekti. Ya kazanacaktı ya da kazanacaktı. Onun için başka ihtimal yoktu. Mareşalde vedalaşarak Conkbayırı’na doğru yola çıktı.
Alıntı
Reklam