Voldemort hemen cevap vermedi, sadece şarabını yudumlamakla yetindi.
“Artık bana ‘Tom’ demiyorlar,” dedi. “Bugünlerde başka bir adla tanınıyorum –”
“Hangi adla tanındığını biliyorum,” dedi Dumbledore, tatlı tatlı gülümseyerek. “Ama korkarım ki benim için sen her zaman Tom Riddle olacaksın. Eski öğretmenlerin can sıkıcı yanlarından biridir bu, mesuliyetindekilerin küçüklüklerini hiçbir zaman tam olarak unutmazlar.”
Kadehini Voldemort’un şerefine kaldırırmış gibi kaldırdı, Voldemort’un yüzüyse hâlâ ifadesizdi. Yine de, Harry odadaki havanın çok hafif değiştiğini hissetti: Dumbledore’un Voldemort’un seçilmiş adını kullanmayı reddetmesi, görüşmenin koşullarını onun dayatmasını reddetmesi demekti ve Harry, Voldemort’un da bunu bu şekilde anladığını görebiliyordu.
“Engel olmak mı? Seni ahmak seni. Hiçbir ölümlü adam bana engel olamaz!"
Sonra Merry, o saatte duyduğu seslerin en garibini duydu. Sanki Saklımiğfer gülüyordu; berrak sesi çeliğin şakırtısı gibiydi. "Ama adam değilim ki ben! Karşında bir kadın var! Eomund'un kızı Eowyn' im ben. Sen benim ile beyim, hışmım arasında duruyorsun. Yıkıl, eğer ölümsüz değilsen! Yoksa canlı da olsan, kara bir ölmemiş de olsan biçerim seni, eğer ona dokunursan."
“Yakında öyle bir zaman gelebilir ki," dedi Aragorn, "kimse geriye dönmeyebilir. O zaman şan şöhret kazanmadan yiğitlik yapmak gerekecek, çünkü yurdunuzu korurken yaptıklannızı hatırlayacak kimse kalmayacak. Yine de övülmüyor diye yaptıklarınız yiğitçe olmayacak diyemeyiz."
“Ve kız şöyle cevap verdi: "Bütün bu sözlerin sadece şunu söyler: Sen bir kadınsın, senin yerin evin. Fakat erler cenkte namuslanyla ölürse evi yakmana izin var çünkü artık o eve gerek duymayacaklar. Fakat ben Eorl Sülalesinden biriyim, bir hizmetçi kadın değilim. Atsürüp kılıç savurabilirim; ne acıdan korkarım ne de ölümden."
"Neden korkarsınız hanımefendi?" diye sordu adam.
"Kafesten," dedi kız. "Ta ki yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip, büyük işler başarma isteği hatırdan veya gönülden silininceye kadar parmaklıkların arkasında kalmaktan.”