İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir (eğilim). Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.
İnsanları anlamakta hâlâ pek gerisin... Zannediyorsun ki, hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz. Bir yerde bir bozukluk oldu mu, derhal orayı söküp atmak lazım!.. En kuvvetli insanın bile bazen ne kadar zayıf anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkâr edebiliriz? Böyle hadiseler hiç kimseyi olduğundan daha fena, yahut daha iyi yapamaz!
Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez, asker gibi uygun adım giderler. Düşmandan nefret etmezler, her on yılda bir falan değiştirdikleri <<geleneksel düşman>>ları vardır onların. Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur, sonra gene geleneksel düşman. Türkü söylemezler, askeri havalar bağırırlar. Kadınlarını kucaklamazlar; onların üstüne çıkar, gecede şu kadar sefer şunu, şunu yaparlar. Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok Küçük Adam. Olsa olsa geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni.