Halime Acar

Halime Acar
@Halimeacar
instagram.com/kayipkitap__?ig... Bir ev kızının okuma günlüğü DM YOK

Halime Acar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
·
2026 27. kitabı
Kaan Şıvkın
9/10 · 19 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·168 syf.··
2026 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:00
Hikâye, bir hastane odasında başlıyor. Karakterimizin babası onu ziyarete geldikten sonra odadan ayrılıyor ve doktorla konuşmak istediğini söylüyor. Karakterimiz doktorla yaptığı görüşmeler sırasında geçmişini anlatmaya başlıyor ve biz de onun anlattıkları aracılığıyla hayatına adım adım tanıklık ediyoruz. Anlatı ilerledikçe çocukluk yıllarından gençliğine, okul günlerinden sevdiği kıza kadar pek çok anıya dokunuyoruz. Sadece yaşadığı olayları değil, o olayların içinde hissettiklerini de duyuyoruz. Özellikle ablası Elif’ten bahsettiği anlarda hikâyenin duygusal yönü daha da ağırlaşıyor. Onun hayatı, yaşadıkları ve taşıdığı yükler insanın içinde ayrı bir yere dokunuyor. Açıkçası hikâyede beni en çok etkileyen ve üzen kısım da Elif’in hikâyesi oldu. Karakterimiz geçmişini anlatırken sadece anıları sıralamıyor; aynı zamanda kendi iç dünyasıyla da yüzleşiyor. Yaptıkları, yapamadıkları, içinden çıkamadığı düşünceler ve kendiyle olan çatışmaları anlatının merkezinde duruyor. Bu yüzden hikâye sadece yaşanmış olaylardan oluşmuyor, aynı zamanda insanın kendi iç sesiyle verdiği mücadeleyi de hissettiriyor. Bütün bu anlatılanları yedi gün boyunca doktora aktardığını öğreniyoruz. Her gün biraz daha geçmişe gidiyor, biraz daha içini açıyor. Biz de sayfalar boyunca onun zihninde dolaşırken bazı parçaları birleştirmeye çalışıyoruz. Fakat hikâye ilerledikçe aklımda bazı sorular da birikmeye başladı. Açıkçası olayların sonunda daha net bir noktaya varmasını ve kafamdaki bazı soru işaretlerinin cevap bulmasını isterdim.
İnsan İşi Bir YalnızlıkYasin Erol · Sia Kitap · 202519 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 00:00
Lal, hukuk fakültesinden birincilikle mezun olmuş, on yıldır da ünlü iş insanı Haluk Varlı’nın yanında avukatlık yapan başarılı bir kadın. Hayatını kontrol altında tutmaya alışmış biri. Tam da bu sırada gazeteci Burak’la aralarında yavaş yavaş filizlenen bir yakınlık başlıyor. Birlikte çıktıkları bir akşam yemeğinde ise Lal için çok önemli olan Yıllardır boynundan hiç çıkarmadığı kolyesini kaybediyor. Kısa bir süre sonra Haluk Bey’in onu çağırmasıyla her şey altüst oluyor. Haluk Varlı hakkında açılan taciz davası Lal’i derinden sarsıyor; çünkü Lal böyle bir şeyin mümkün olduğuna inanmak istemiyor. Üstelik gizli kalması gereken bu olay, bir sabah Burak’ın yaptığı haberle tüm ülkeye yayılıyor. Bundan sonra Lal’in zihninde tuhaf şeyler olmaya başlıyor. Hafızasında hiç var olmayan görüntüler, sesler ve hisler beliriyor. Duyduğu bir ses, aldığı bir koku, gördüğü bir yüzük ya da bir gözlük… Hepsi Lal’i sanki unuttuğu bir gerçeğe doğru çekiyor. İnsanın gerçekten yaşamadığı bir şeyi hatırlaması mümkün mü, yoksa bastırılan bazı anılar bir gün mutlaka yolunu bulup geri mi dönüyor? Kitaba ilk başladığımda açıkçası böyle bir hikâye beklemiyordum. Ama yazarın kalemi beni hemen içine çekti. Anlatımı, tasvirleri ve özellikle Lal’in iç sesi o kadar güçlü ki okurken onun hissettiklerini gerçekten hissediyorsunuz. Bazı şeylerin konuşulamamasının, söylenememesinin ve susmak zorunda kalmanın insanın ruhunda ve bedeninde nasıl izler bıraktığını çok iyi anlatıyor. Lal’in dedesiyle olan bağı ise kitabın en sevdiğim taraflarından biriydi. O ilişki çok sıcak ve gerçekti. Buna karşılık anne ve babasının Lal’i bir türlü gerçekten görememesi, onu anlamaya çalışmaması beni oldukça sinirlendirdi. Ne yazık ki kitapta anlatılan mesele yalnızca kurgu gibi hissettirmiyor. İstismar yaşanırken çoğu
SessizRefika Ayşegül Uzun · Doğan Solibri Yayınları · 202582 okunma