Halime Acar

Halime Acar
@Halimeacar
instagram.com/kayipkitap__?ig... Bir ev kızının okuma günlüğü DM YOK
9/10
·144 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:00
Gazali bu kitapta sadece geçmişte yaşamış bir âlim olarak değil, kendi zihninin yangınından geçmiş bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Onu anlatırken tarihsel bir çerçeve çizmekle yetinmiyor; yaşadığı çağın kırılmalarını, bilginin hakikate ulaşmak yerine bir güç ve gösteriş aracına dönüşmesini de gözler önüne seriyor. Eserin en çarpıcı tarafı ise dindarlık ve ahlak üzerine yaptığı içsel çözümlemeler. Gazali’nin en sert uyarıları, açıkça hata yapanlara değil; kendini “tamamlanmış” ve “kurtulmuş” sananlara. Çünkü insan bazen ibadetine, bilgisine, yaptığı iyiliklere güvenerek içten içe bir üstünlük duygusu geliştiriyor. İşte tam da burada, Allah’a yaklaşmak isterken aslında nefsine yaklaşma tehlikesi başlıyor Bilginin kalbe değmediğinde nasıl yük olabileceğini ve gerçek arayışın ancak samimi bir iç muhasebeyle mümkün olduğunu hatırlatan bir metin. Ve belki de en çok şunu söylüyor: En büyük yanılgı, yanılmadığını sanmak. Sanırım #gazali yi bilmeyen yoktur 1058 yılında doğmuş olup bizim zamana kadar gelmesi ne kadar değerli olduğunun kanıtı bence Kitap iki bölümden oluşuyor.İlk bölümde yazarın neden belli düşünce kalıplarına sıkıştığını sorgularken, ikinci bölümde bilgi, akıl, nefis ve hakikat kavramlarının içine doğru ağır ağır iniyorsun Ben ilk defa Gazali ile ilgili bir kitap okudum ve iyi ki okuduğum kitaplardan biri benim Öyle okudum bitti değil de ara ara başvurulacak bir kitap
İnsan Nasıl Kaybeder?İmam Gazali · Destek Yayınları · 2026222 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Halime Acar

, bir kitap okudu
9/10
·144 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:00
·
2026 23. kitabı
İmam Gazali
9.1/10 · 222 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 00:00
"Beş arkadaş — Cem, İpek, Emre, Tuna ve Kader — çocukluktan beri birlikte büyümüşlerdir. Bir gün yine parkta otururken, sosyal medyaya ne kadar bağımlı hâle geldiklerinden ve yan yana gelseler bile eskisi gibi sohbet edemediklerinden şikâyet ederler. Bunun üzerine Kader’in fikriyle, 7 gün boyunca hiçbir şekilde telefon ve sosyal medya kullanmamaya karar verirler. Bu durumdan en çok şikâyet eden kişi, geniş bir takipçi kitlesine sahip olan Emre olurken; en çok memnun olan kişi ise zaten telefonu yalnızca gerektiğinde kullanan ve üniversite sınavına hazırlanan Cem’dir. Bu 7 gün boyunca her akşam saat 20.00’de parkta, aynı yerde buluşmak için sözleşirler. Günler geçtikçe parkta toplanan arkadaş sayısı azalmaya başlar ve sonunda geriye sadece Cem kalır. Başta basit bir deney gibi görünen sosyal medya detoksu, ilerledikçe her birinin kendi gerçekleriyle yüzleşmesine, saklanan duyguların yavaş yavaş ortaya çıkmasına neden olur. Çünkü bazen insan kalabalığın içinde değil, en yakınlarının yanında bile anlaşılmadığını hissedebilir. Peki, 7 günün sonunda bu beş arkadaş telefonlarını almaya geri dönecek mi? Bazı hikâyeler vardır; okurken olaylardan çok insanların içindeki sessizliği duyarsın. Bu kitap bana tam olarak bunu hissettirdi. Her şey yolundaymış gibi görünen bu beş arkadaşın, ekranlar sustuğunda aslında ne kadar yalnız kaldıklarını görmek insanı ister istemez düşündürüyor. Ben en çok Cem’in babasına sinir oldum; adeta manipülasyonun insan hâliydi. Emre’ye ise gerçekten çok üzüldüm, onun için böyle bir son beklemiyordum. Tuna’nın kardeşi Beren ise küçük yaşına rağmen tam bir akıl dehasıydı. Kitap boyunca okuyucuyu sürekli “Ben olsam ne yapardım?” sorusuyla baş başa bırakan, sorgulatan ve düşündüren bir anlatım var. İnsan bazen dünyayla değil, kendi zihnini susturmak
Yedi Günlük SessizlikGüneş Altunkaş · Destek Yayınları · 202635 okunma
9/10
·354 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 00:00
Kendine Rehavet Hoca diyen bir adam, insanlara musallat olduğunu söylediği şeyleri çözdüğünü iddia eder ve onları iyileştirmek için kilitli bir odaya kapanır. Yine böyle bir seans sırasında odaya bir kadınla birlikte girer… fakat sabah olduğunda Rehavet Hoca ortadan kaybolmuştur. Peki İzmir’den gelenler onu bulabilecek mi? Bir davete yalnızca dört kişi çağrılmıştır: Kemal’in iş ortağı Levent ve eşi Gülay, özel doktorları Mehmet ve çocukluk arkadaşı Kadir. Ama asıl soru şudur: Katil bu dört kişiden hangisi? Odada ölü bulunan ve kendi soruşturmasını kendi dilinden okuduğumuz Oktay’ın hikâyesi… Lotus Bungalov’da ölü bulunan Handan ve otel çalışanı Aycan sayesinde polisin ulaştığı ipuçları… Sevdiği adam yerine borçlar yüzünden başkasıyla evlendirilmek istenen bir genç kız ve ardından gelen cinayet… İntihar gibi gösterilen bir ölümün ardındaki gerçek… Hafta sonu tatilinde işlenen bir cinayetin bir çocuğun gözünden çözülüşü… Ve bir gün iyi bir polisiye yazarı olmak isteyen adli tıp uzmanının aydınlattığı olay… Tüm bu hikâyelerin ortak noktası ise aynı: Her biri içeriden kilitlenmiş odalarda işlenen, dışarıdan açılması imkânsız görünen cinayetler. Peki bu suçlar gerçekten nasıl işlendi? Polisiye okumayı her zaman sevmişimdir ama ilk kez bir polisiye öykü kitabı okumak benim için bambaşka bir deneyim oldu. On iki Türk polisiye yazarının bir araya gelerek oluşturduğu bu eser, farklı dönemlere uzanan hikâyelerden oluşuyor. Kimi zaman 1920’lerde, kimi zaman 1990’larda, kimi zaman da günümüzde geçen olaylara tanıklık ediyoruz. Her bir öykü zekice kurgulanmış; ipuçlarını adım adım takip ederken, imkânsız gibi görünen cinayetlerin çözülüşünü merak ve heyecanla okudum. Genco Sümer hocanın derleyip bir araya getirdiği bu kitap sayesinde birçok değerli kalemle tanışma fırsatı buldum.
Kilitli Odaların EsrarıKolektif · Herdem Kitap · 202524 okunma