aşkın, özünde bir arayış olduğunu anladım. "Bu yüzden sürekli nesnesi değişiyor." dedim kendi kendime.Arayışı bırakıp bir yere takıldığımızda onu bizden çeşitli şekillerde çekip alıyor, Kendini bulana kadar aramayı sürdürmemizi isteyen, "Buldum." sanmamıza razı olmuyor.Melekleri anlatırken bir kez daha anladım içimizdeki kusursuz sevgilinin, aslında neden ulaşılamaz olduğunu. Bu boyutla yetindiğimizde bulamayız çünkü onu.Nereye varsak ulaşamamış hissetmemiz bu yüzden.Bu yüzden damağımızdaki eksik tar. İçimizdeki boşluk bu yüzden.Olmamışlık hissini kaybedip fena aleminde eriştiklerimizleaşkımızın kemale vardığını düşündüğümüzde kalp kapanıyor (mühürlenme).Kalp, arayışı hedefe varmadan bitirmiş birine rehberlik edemeyeceği için orayı terk ediyor.Arayışımız daim olsun, ta varana kadar. Vardığımız zaman da ardımızdakiler bizi kaybetmiş değil, asıl o zaman kazanmış olsunlar.