"Örneğin bir dilenci gelip 'On para ver!' der. Bu söz lisanı ile istemedir. Bir diğer dilenci gelip boynunu bükerek el açıp durur, bu da hâl lisanı ile sadaka ister. Fakat aile sâhibi olup akşama yiyeceği ve bir kazancı olmadığını bildiğiniz bir fakir ne söz lisanı ile ve ne de hâl lisanı ile sizden sadaka istemediği halde, siz onun sadaka mahalli olmak istidadını taşıdığını bildiğiniz için ona yardımda bulunursunuz. Bundan dolayı onun sizden sadaka talep etmesi istidat lisanı ile olmuş olur."
dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
unutuşun o tunç kapısını zorlar
ve ruh, atılan oklarla delik deşik
işte doğduğun eski evdesin birden
yolunu gözlüyor lamba ve merdiven
susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
ve cümle yitikler, mağluplar, mahzunlar...