her şey akıp gider
oh onlar birer ayçiçeğidir yüzler
güneşe ve aya dönen
hep güneşe
ve ben ruhçulara göre şaşkın
zevcelere göre alkoliktim
evet gerçekten hayatımda çok içtim
ne kadar içtim, ne kadar duraklardan geçtim
öfkenin ve sevincin özrüne sığınıp
ama. bir akşam oldu muydu iyi bir akşam
yani saksı çiçeklerinin üzerine tozlar konan
ve çalışmışsam o gün, dürüst ve islâm kalmışsam
bu iyi bir başlangıçtır derim aşk yapmaya.
sular ısıtılmalı güğümlerde ve karım
güneşin batışını fark etmeli ve deniz
bir kavga gibi girebilmeli aramıza
fark etmeli ki iyi bir güneş iyi bir yataktır
benim kollarıma
ve fayton seslerini duymalıdır loşluğa giden
benim kollarıma.
bilmem yetkim var mıdır söylemeye onun
anadan doğma mutsuz olduğunu.
mutluluk evrenseldir kolayca bölüşülür
kolayca hazırlanır kendiliğinden
(kimine bir kadın kimine bir başkaldırma) –
oysa şimşekler çaktı mıydı bolkar’ ın üzerinden
sular tarlaları bozdu muydu
ve bir kadın azıcık davet taşıdı mıydı
neden söylememeli, anadolu’ da
“Bir an gelir ki bunalan veya darmaduman olmuş insanın kafasında bir ses yankılanır, Çek ipini rahvan gitsin, der insan kendi kendine, ve içinde bulunduğu duruma, durumun gelip onu bulduğu yere göre ya gider cebindeki son kuruşu bir piyango biletine yatırır, veya baba yadigarı kol saatiyle annesinden armağan gümüş sigara tablasını kumar masasında öne sürer, olmadı beş kez art arda kırmızı geldiğini bile bile rulette kırmızının üzerine oynar, bazen siperden tek başına fırlar ve düşmanın makineli tüfek salvolarına karşı süngü hücumuna kalkar, kimi zaman da minibüsü durdurur, iki camı da ardına kadar açar ve gecekondu mahallesindeki insanların geleneksel silahları olan sopalarla, bıçakla ve duruma uygun gördükleri diğer kesici ve delici aletlerle saldırıya geçmesini bekler…”