Halkın zihnindeki karanlık deryanın dağılması için, büyük ve parlak fenerlere ihtiyaç vardır ve ben doğduğum köyde bir aydınlık feneri olmak istiyorum.
Koskoca bir ülke. Aydınlanmış olsalardı, şu anda karanlık ve cehalet içinde olan 10 milyon insanın kaçı bilim insanı, yazar, sanatçı, mühendis, mucit veya hayırsever olurdu?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendimize ait hiçbir şeyimiz yok. Her şey yurtdışından ithal ediliyor, her şey pahalı.
Ödeyemezsek, kredi çekiyoruz. Bir yandan pahalılıktan şikayet ediyoruz, diğer yandan sürekli övünüyoruz.
İnsanlara düşünmeyi öğretmiyorlar, hayatın anlamını çözmeyi öğretmiyorlar, halk ruhunun gücünü hissettiremiyorlar ve milyonlarca insan, tıpkı milyonlarca dönüm verimli toprağın el değmeden ıssız bırakılması gibi, kendi haline bırakılıyor!
Güvenme bu dünya sana da kalmaz
Boşuna telaşın sayın müdür bey
Bilmem gerçekleri ne diye almaz
O kocaman başın sayın müdür bey
Bulunmaz vefa ile hakikat sende
Kalleşlik ve riya bir sanat sende
Her türlü çıkarlarla menfaat sende
40 bindir maaşın sayın müdür bey
Bol keseden diyar diyar gezersin
Bir mazlum buldun mu hemen ezersin
Bilinmez nesin sen neye benzersin
Sahtelik yoldaşın sayın müdür bey
Bilmediğin bir şey sözünde durmak
Gayen her turnayı gözünden vurmak
Hakkın değil o makamda oturmak
Nedenini düşün sayın müdür bey
İster güçsüzü ez güçlüye eğil
Ne yaparsan yap da şunu iyi bil
O makam babanın çiftliği değil
Batacak güneşin sayın müdür bey
Partilerinin başarısı, sınıflarının menfaati ya da fikirleri için “ortak çıkar” adına memleketin iyiliği adına yalan söylerler aldatırlar, işkence edip öldürürler.
Vicdanları, dürüstlükleri ve sevgileri yalnızca kişisel faaliyetlerinin sınırları dahilindedir.
Sayfa 118 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu