Kitaptan pek alıntı paylaşmadım ama kitabın dili sade ve akıcılığı süperdi. Ayrıca Zanzibar ve Svahili kültürü hakkında birçok şey öğrenmek onların Türklere bakış açıları duydukları hayranlığı görmek çok hoştu. Müslümanlık anlayışlarının ise bizden ne kadar farklı olduğu yine okunması için bir başka konu. Her ne kadar baş karakter Salim'in hikayesi beni çok etkilemese de babası Masud'un hikayesi beni paramparça etti.
Ayrıca Londra'ya göç ettikten sonra çatal bıçakla yemek yenmesini gördüğü sahne hem güldürdü hem de oldukça düşündürdü. Gerçekten bazı uzak coğrafyaları yeterince iyi tanımıyoruz ve sahip olduğumuz fikirler de oldukça yanlış. Son olarak kitapta Türkiye'den, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti diye bahsedilmesi olağanüstü gurur verici bir hadise. Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum, ben de yazarın diğer kitaplarını edinip okumayı düşünüyorum.
Kitaptan pek alıntı paylaşmadım ama kitabın dili sade ve akıcılığı süperdi. Ayrıca Zanzibar ve Svahili kültürü hakkında birçok şey öğrenmek onların Türklere bakış açıları duydukları hayranlığı görmek çok hoştu. Müslümanlık anlayışlarının ise bizden ne kadar farklı olduğu yine okunması için bir başka konu. Her ne kadar baş karakter Salim'in hikayesi beni çok etkilemese de babası Masud'un hikayesi beni paramparça etti.
Ayrıca Londra'ya göç ettikten sonra çatal bıçakla yemek yenmesini gördüğü sahne hem güldürdü hem de oldukça düşündürdü. Gerçekten bazı uzak coğrafyaları yeterince iyi tanımıyoruz ve sahip olduğumuz fikirler de oldukça yanlış. Son olarak kitapta Türkiye'den, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti diye bahsedilmesi olağanüstü gurur verici bir hadise. Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum, ben de yazarın diğer kitaplarını edinip okumayı düşünüyorum.
Kopuş, zorlu sınamalar sonrasında kimliğimin kalbine erişmemi sağlayacaktır. Böylece acı bir anlam kazanacak ve her birimizin kendine has bir kimliği olacaktır.
Ben bu kitapla yeniden doğdum... Okumayı sevdim, okur yazar oldum, kendimi buldum... Bu kitabı okuyana kadar yılda dört beş kitap okurdum, bu kitabı okuduğum sene yaklaşık 40 kitap okudum ve 1,5 sendedir aynı tempo ile okumaya devam ediyorum. Farkettiyseniz profil resmimi bu kitabın kapağından aldım, Hayri İrdal olmaktan çıktım Halit Ayarcı oldum... Bu kitap ile bu siteyi buldum, siz okurları tanıdım. Okuduğum kitaplara yorumlar yazdım ama bu kitap benim için özel olduğu için üzerine söz söylemeye sırrımı ifşa etmeye çekindim ve bugün Huzur'u okurken tamam dedim Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne inceleme yazacağım....
Bu kitabı on sene önce üniversitede bir arkadaşım tavsiye etmişti ama okumak yıllar sonrasına nasip oldu. Ama olsun okumaya başlamanın yaşı ve zamanı yok...
Biraz da kitaptan bahsedeyim. Konusu Hayri İrdal gibi pasif ve yılgın birisinin Halit Ayarcı gibi aktif ve özgüveni yüksek biriyle tanışıp hayatının nasıl değiştiğini ve Saatleri Ayarlama Enstitüsünü nasıl kurduklarını, başarıyı nasıl yakaladıklarını, o zamanın insanlarını ve toplumunu ince espirilerle hicv ederek anlatıyor.
Böyle bir enstitü gerçekten olmayabilir ama bence gerçekten olsa güzel olur. Geçenlerde bir camiiye girdim, camiinin duvarlarında altı tane saat var fakat her biri farklı bir zamanı gösteriyor. Bir müsliman için zaman çok önemlidir. Dakikası hatta saniyesine göre sahuru keser, iftar yaparız. Toplantılara, iş yerlerimize, randevularımıza zamanında gelememe alışkanlığımızdan bahsetmiyorum bile... Zaman tanzimi ve öncekilerin belirlenmesi toplum hayatının düzeni için çok önemlidir. Bu ve benzeri konuları hem deneme hem roman tadında, yer yer tebessümlerle ve yer yer düşüncelerle okuyacağınız güzel bir eser. Mutlaka okumalısınız.