Ortega'yla sohbet oldukça canlandırıcıdır. Yakalasın diye arkasına bir tazı bile taksanız hızına yetişemeyeceğiniz bu adam, bugün Llavallol'de otobüse biniyordur, yarın ise Burzaco'ya doğru solucan gibi hareket eden bir süt treninin penceresinden oldukça sakin bir şekilde bizi selamlıyordur, sonrasında ise kim bilir nereye. Bu tezcanlı varlığa konferanslarda, akademilerde, resim sergilerinde rastlanır. Kuş misali bir orada bir burada her şeyi didikler, kim bilir tüm bunları nasıl da özümser. Bildiğiniz gibi kendisi bir pazarlamacıdır.
Geçenlerde gerçekten çok keyifsiz, yorgunluktan kafamı bile kaldıramayacak bir halde matemi yudumlarken (ki sizi temin ederim, yorgunken isteyebileceğiniz en ılık içeceklerden biri budur) önümde beliren görüntüye yoğunlaştığımda bir de kimi göreyim? Tahmin etmek isteyerek kendinize eziyet etmeyin çünkü doğru cevabı en keskin zekalınız bile bulamaz.
Hafızamın ayrıcılıklı köşelerinden birinde müşfik bir eylül sabahının hatırasını saklamaya devam ediyorum. O sabah, Bemardo de lrigoyen Bulvarı'yla Mayıs Bulvarı'nın kesişiminin güneye bakan köşesinde, bugün hala yoldan geçenlere o görkemli silüeti ni göstermeye devam eden bir gazete bayisinin önünde tamamen şans eseri bir şekilde karşılaşmıştık.
Cali ve Medellin' e yaptığım kısa ama hak edilen tatilin dö nüşünde, Ezeiza havaalanımızın egzantrik barlarından bırinde beni üzücü bir haber bekliyordu. Ne yazık ki hayatın belirli bir evresine geldiğimizde ani bir haberi almadan arkamızı dönemeyeceğimiz söylenir. Bu defa elbette Santiago Ginzberg'ten bahsediyorum.
Şimdi burada, bugüne dek basına sızan hatalı yorumları -tabiri caizse- düzeltmek gayesiyle bu yakınımı kaybetmiş olmanın içimi dolduran üzüntüsünü bir süreliğine bastırıyorum. İvedilikle bu saçmalıklarda hiçbir kötü niyet bulunmadığını da belirteceğim. Bu tür yanlış yorumlar tamamen telaştan ve affedilebilir bir cahillikten kaynaklanıyor. Bu hataları düzelteceğim, hepsi bu.
İyisiyle kötüsüyle bazı "eleştirmenler" Ginzberg'in tüy kale minin yayımladığı ilk çalışmanın Senin ve Benim İçin İpuçları adlı bir şiir kitabı olduğunu unutuyor gibiler.
Bahsettiğimiz bu kişi bizzat Praetorius'dur, otuz üç yıl önce açtığı yolun bir adım ötesine geçilmesini diğer birçok öncü gibi o da kabul etmez.
Zaferin de bir Akhilleus topuğu var. Bir dizi lezzetli yenilebilir yiyeceği, kuralların talep ettiği üzere asla değişmeyen çamurumsu bir topağa çevirebilen artık bir klasik haline gelmiş Dupont de Montpellier, Julio Cejador gibi aşçıların isimlerini saymak için herhangi bir elin parmakları, altı parmak bile fazla gelir.
1932 yılında bir mucize olur ve bunu bir yığın kişinin arasın dan adamın biri gerçekleştirir. Okuyucular onun ismini biliyor:
Jean Françoise Darracq. J.F.D. Cenevre' de diğer tüm restoranla ra benzeyen bir restoran açar ve burada çok eskiden yenilen ye meklerden hiçbir farkı olmayan yemekler sunar: mayonez sarıdır, yeşillikler yeşildir, cassata120 gökkuşağı renklerindedir, rozbif de kırmızıdır.