Latin Amerika edebiyatının iki dev ismi Jorge Luis Borges ve Adolfo Bioy Casares'in ortaklaşa yarattıkları hayali bir yazar olan Honorio Bustos Domecq mahlasıyla yazdıkları
ünlü hiciv ve parodi
kitabıdır. Bustos Domecq VakayinameleriBustos Domecq Vakayinameleri yazar Honorio Bustos Domecq'in bir kültür ve sanat muhabiri olarak gazete için kaleme aldığı hayali inceleme yazılarından (vakayinamelerden) oluşur. Eserde; gerçekte var olmayan ancak "tehlikeli biçimde var olması muhtemel olan" ultramodernist şairler, romancılar, mimarlar, aşçılar ve ressamlar büyük bir ciddiyetle övülür.
Borges ve Casares, abartılı ve gösterişli övgülerle dolu bu kurgusal metinler üzerinden aslında kendi dönemlerindeki boş ve şekilci sanatsal akımlarla ve entelektüel snobizmle zekice dalgalarını geçerler.
Yazar mahlası Honorio Bustos Domecq, Borges ve Casares'in büyük dedelerinin isimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş kurmaca bir karakterdir. Bu ikili daha önce polisiye öykülerinde de bu ismi kullanmış, ancak vakayinamelerde bu karakteri tamamen kendi içinde tutarlı, abartılı bir üslubu ve dünya görüşü olan bağımsız bir edebi figür haline getirmişlerdir.
Deneme severler keyifle
okuyun Bustos Domecq Vakayinameleri
. insanların maskenin ardındaki gerçek sizi görmesinden ve yargılayacaklarından korktuğunuz için kendinizi sosyal ilişkilerden bütünüyle geri çekersiniz. Kendinizi zayıf yönlerinizle tanımlamaya başlarsınız. Benliğinizin gerçekten kusurlu olduğunu düşünür ve insanların gerçek sizi gördüklerinde sizi hoyratça reddedexeğini varsaymaya başlarsınız." Richard C. Schwartz
kendimizi anlama ve kendimizle ilişki kurma konusunda devrim niteliğinde bir paradigma öğretiyor; bizi içsel uyuma getiren, özşefkati artıran ve ruhsal uyanışın kapılarını açan bir yöntem.
İçsel Aile Sistemleri (IFS) terapisi ve insan olarak her birimizin acı ve hayal kırıklığıyla mücadele edebilmek adına aşırı rollere bürünmeye zorlanmış kıymetli parçalar içerdiği anlayışı, travma terapisi alanında yaşanan en büyük gelişmelerden biridir..
"Sıklıkla görürüz ki, bir duygu ya da düşünceden ne kadar çok kurtulmaya çabalarsak, o duygu ya da düşünce aynı oranda güçlenir." S:28
Bu parçaların hayatta kalmamızda oynadıkları rolleri anlamak ve kök travmalarının yükünden kurtulmayı başarmak kişiyi içsel uyuma ve özşefkate götürür. Varlığımızın tüm parçalarını kucaklama anlayışı gerçek manada bir devrimdir ve özkabule, özliderliğe uzanan yolun önünü alabildiğine açar. IFS, etkili ve sonuçları/etkisi kalıcı olacak travma terapilerinin mihenk
taşlarından biridir. Bozuk Parçan Yok
İlişkilerimizdeki engellerin çoğu, bir başkasının davranışının içsel sistemlerimizde yaratacağı karmaşadan korkmamızdır. S:210
Rönesans ile zirveye ulaşan İtalyan şehir devletlerinin (Venedik, Floransa, Milano vb.) kültürel gücü, sanatın gelişimi ve zamanla bu gücün nasıl zayıflayarak çöküşe geçtiği anlatılır.
Avrupa'yı Şekillendiren Model: İtalya'nın yalnızca bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda Avrupa medeniyetinin yönünü çizen bir "model" olarak nasıl rol oynadığı gözler önüne serilir.
Siyasal ve Ekonomik Yapı: Dönemin siyasi karmaşası ve dönemin entelektüel/tarihi dinamikleri mercek altına alınır.
İtalya, sanat tarihindeki üç büyük akıma öncülük etti: Rönesans, Maniyerizm ve Barok. Dünya tarihinde tamamen şaşırtıcı ve benzersiz olan bu “altın çağı” bugünün merceğinden incelemek; parçalanmış, çok yönlü ve ilk bakışta çelişkili bir tarihi, belirli bir tarihsel döneme olduğu kadar mevcut gerçekliğimize de hitap eden tek bir birleştirici anlatıda toplamamızı sağlar. Fernand Braudel’in İtalyan Modeli’nde başardığı şey budur.
Braudel, İtalya’nın olağanüstü kültürel gelişimi sırasında sanat, bilim, politika ve ticaret arasındaki karmaşık etkileşimi inceliyor; İtalyan toplumlarının siyasal karmaşıklığı ve yaşanan muazzam kapitalist yayılmanın mantığı içinde, bu sürecin nüanslarını titiz ve özgün bir yöntemle aktararak, sanat tarihindeki büyük anların nasıl ortaya çıktığını.
, Yayıldığını ve kaybolduğunu anlamaya çalışıyor. İtalyan Modeli, İtalya’nın 1450’den 1650’ye kadar süregelen ihtişamını ve çöküşünü gözler önüne seriyor. İtalyan Modeli
YazarFernand Braudel'in kalemimden okuduk..
Türk yazar ve diplomattır. Türk Dil Kurumu'nun
kurucularındandır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
"Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. .
roman, tiyatro, anı, şiir, monografi, makale ve öykü türlerinde Cumhuriyet ve Milli Edebiyat Dönemlerinde eserler veren ve bilinen eser sayısı 33 olan öykü yazarı, roman yazarı, nasir, şair, gazeteci ve diplomattır.
Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en tanınmış romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış, daha sonra bireyci düşüncelerden uzaklaşarak toplumculuğu kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir.
Millî Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür.[1] Millî Mücadele'den itibaren Atatürk'ün yakın arkadaşları arasındadır.
Yazar Niyazi Akı'in kaleminden okuduk..