"...insan olmak için hem inanca hem kuşkuya ihtiyacı var. Onlar mutlaklık arıyor; bense diyorum ki mütereddit olmak nimettir. Mutlaklık donuk zihinlerin eseridir. Arayışlar ve kafa karışıklıkları ise zekâ belirtisidir. Bir mutlaklıktan bir başka mutlaklığa, bir katılıktan bir başka katılığa savrulmak zorunda değiliz. Bir üçüncü yol daha var! İkilemlerin ötesinde bir başka diyar. Orada buluşabiliriz.”
"Ben Tanrı'dan o kadar çok şey öğrendim ki
Artık kendimi ne Hıristiyan, ne Hindu, ne Müslüman,
ne Budist, ne Musevi addediyorum... Hakikat bana o kadar çok açıldı ki Artık kendimi ne erkek, ne kadın, ne melek,
Ne de hatta saf bir ruh sayıyorum..."
"Entelektüel bir tartışmaya girmek âşık olmak gibidir. Öyle ki bittiğinde değişirsiniz, başka bir insan olursunuz. Karşınızdaki kişi de değişir tabii. Eğer fikrinizi gözden geçirmeye hazır değilseniz, kimseyle hiçbir konuda tartışmaya girmeyin. Sadece değişime açık insanlar gerçek anlamıyla münazara edebilir. Yoksa egolarımız zihnimizi kapatır. İllaki haklı olma arzusuyla konuşanlar asla diyalog kuramazlar."
"Kati teistlerin de, katı ateistlerin de Kesinliğin Egemenliği'ni terk etmeye hazır olmadığını defalarca görmüşsünüzdür. Bu iki kesim arasındaki anlaşmazlık, tekerrürden ibarettir. Birbirlerine aynı lafları döne döne tekrar eder dururlar. Bu bir nakaratlar döngüsüdür. Tanrı'nın var olup olmadığı tartışması kadar gereksiz, anlamsız ve sığ pek az tartışma mevcuttur. Buna tartışma denemez aslında."