İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş. Seven insan Tanrı’nın, Tanrı da onun içindedir, çünkü Tanrı sevgidir.
Fakat!
Emin ol ki sevgili!
Zavallı bir çingenenin tüylü , siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer
İpi boğazıma;
Mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar
Nazım'a!
Ben alaca karanlığında son sabahımın
işitilmemiş bir türküyü duyacak,
Dostlarımı ve seni gireceğim.
Ve yalnız yarı kalmış bir aşkın acısını
toprağa götüreceğim!..
Ben bir toprak çanak gibiyim ve sen beni dolduran, baygın, acı kokulu kırmızı bir içkisin ... Yaşım otuz sularında , fakat seni 14 yaşında bir mekteplinin ve 60 yaşında bir felsefe adamının ikiz aşkıyla seviyorum...
17 Eylül 1933
Gelelim yine yalnız sana ve bana... Şöyle yalnız ikimiz, göz göze , bir pencere önünde , yalnız ellerimizin fısıltısı, yıldızlarla dolu bir gecenin seslerini dinlesek derim. Bana öyle geliyor ki için yirmi sene derinleşecek , ben yirmi sene gençleşeceğim , küçücük bir mektep talebesi olacağım...