Sovyetler birliği'nin bir atın etrafında kurulmuş simgesel öyküsü. kırgız folkloründen ve kırgız coğrafyasından etkileyici ayrıntıların yer aldığı nefis bir anlatım. kitap arkasından da alıntı yapacak olursak:
"Elveda Gülsarı, ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un en güzel romanlarından biridir. cins ve ünlü bir yorga olan Gülsarı adındaki atın doğumundan, yaşlanarak ölümüne kadar geçen fırtınalı hayat macerası, romanın ana konusu gibi görünür. Ama, atın sahibi Tanabay'ın ve Tanabay Cangeldin gibi devrime inanmış kırgız gençlerinin hayatı, daha az çalkantılı, daha az çileli geçmemiştir. bunu, Tanabay'ın, can çekişen sevgili atının başında, yüreği üzüntülerle dolu olarak geçirdiği bir kaç saatlik süre içinde kendisiyle, geçmişiyle hesaplaşmasından anlıyoruz.
Kitabı okurken ağlamadım ama kitap güldürmedi de. Okurken tek bir yerde tebessüm ettiğimi hatırlıyorum: “Dün ben ayrılıp giderken, elini bana uzatırken şöyle dedi: “Adieu, sevgili Werther!” — Sevgili Werther! Bana ilk kez sevgili diye hitap etti ve bu benim içime işledi. Bunu kendime kendime yüz kez tekrarladım ve dün gece, tam uyumaya giderken kendi kendimle çeşitli konularda gevezelik ediyordum, birden şöyle dedim: “İyi geceler, sevgili Werther!”, sonra kendi halime güldüm.”
Depresif ve romantik bir bakış açısına sahip olan Werther çok karamsar bir genç. O kadar karamsar ki “Bu mutsuzluğun mezardan başka bir sonu olduğunu sanmıyorum.” diyerek kendine ölümden başka bir çare aramıyor. Sevdiği şeylere tutkuyla bağlı oluşu da karşı tarafa “Ah bir kez dokunduğunuz her şeye niçin önüne geçilmez bir sadakatle bağlanıyorsunuz?” dedirtip türlü sitemlere maruz kalıyor. Sevdiği kişiyle arasındaki bağı anlatırken aynı kitabın aynı yerinde aynı coşkuyu hissettiklerini belirterek anlatması ayrıca dikkatimi çekti.