Dinin ve ibadetin bir yük gibi değil, bir hayat biçimi, insanın kendi doğalında yaşayıp gittiği bir akış olarak algılanma-masıdır. "Siz usanmadıkça, Allah usanmaz" hadis-i şerifinin işaret ettiği istikamette, dindarlığın usanç kaynağı olmadan yaşanabilmesidir. Ama bence daha da önemlisi, andığım gerilim ve stresin, dinin manevi özünün tecrübe edilmesine mani olmasıdır.
kültür ve toplumsallık içinde erimiş, eprimiş, gazı kaçmış, tarihi geçmiş, tazeliğini yitirmiş, cicim aylarından eser kalmamış, uzatmalı dindarlığımızı gözden geçirmemiz gerekir. İman, bizi ateşleyen, bizi rüzgarla dolduran, Allah'ın huzuruna fırlatan, nefes kesen bir şey olmadığında, bir yük, bir alışkanlık hâline gelecektir. Bir yükle ömür boyu yaşamak da, ne bileyim?