Ütopyalılar sözgelimi gökyüzünde bakacak onca yıldız varken insanın bir taş parçasındaki donuk ışıltıya niçin hayran kaldığını yahut giysisi daha ince yünden yapıldı diye kişinin kendini başkalarından niçin üstün görme aptallığına düştüğünü anlayamazlar. Ne de olsa o güzelim giysiler de bir zamanlar koyunların üstündeydi ve kimseyi bir koyundan daha yüksek bir konuma getirdiği de görülmemişti.
İnsanlar asla gereksiz çalışmaya zorlanmıyorlar; bütün ekonominin amacı zaten toplumun ihtiyaçları elverdiğince herkesi bedensel angaryadan olabildiğince azat etmek ve insanlara, mutlu bir hayatın sırrı olan zihinsel gelişim imkânı sunmak.
Televizyonun uğultusu, cep telefonunun zırıltısı, hayatın telaşı, sahici bir konuşmayı giderek imkansız hale getiriyor. Oysa insan hikayeler anlatmak isteyen bir varlık. Anlattığı hikayelerin yankılarını duymak isteyen, varoluşunu başkasının yüzünde seyretmek isteyen bir canlı.