Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Neden bir kalıba sığmalıyız?
Oysa ki insan, tek bir kalıba sığmayacak kadar değişken, çok katmanlı ve gelişen bir varlık değilmi.
Kimi zaman bu kalıplar sadece karakterimize değil, inancımıza da uzanır.
Oysa inanç, kalıplaşmış sözlerin tekrarı değil; bilinçle seçilmiş bir yöneliş olmalı
Aslında dinimizi öğrenmek için birine bağımlı değiliz; kendi aklımızla, çabamızla, okuyarak ve araştırarak öğrenebiliriz.
Günümüzde içi boşaltılmış dinin sadece namaz, oruç, hac gibi gösterilmesini de kabul etmiyorum.
Çünkü...
İslâm, kalıplara sığmayan, hayatın her anına dokunan derin bir inançtır.
Beni duyan, içimden geçenleri bilen, niyetimi gören bir Rabbim var.
Sanki içimde ağırlık yok, dışımda dünya ağlamıyor, zamanın yükü sırtımı ezmiyor gibi.
Bugün kimseye anlatmasam da olur...
Allah’ım, ben hiçbir şey demeyeyim. Sen kalbimi bil.
Eğitim dediğimiz şey sadece okul sıralarında, beyaz tahtalar önünde mi olur sanıyoruz hâlâ?
Artık her yerde bir diplomalı var.Ama etrafa bir bakıyoruz: saygı yok, sabır yok, empati yok. Peki nereye gitti bu kadar "eğitim"?
Zaten gerçek eğitim okulda değil, evde başlar.
Ve ne acıdır ki bugün asıl cehaleti, en çok "okumuş" ama öğrenmemiş ebeveynler yayıyor…
Aman ben çok yoruldum diye eline telefon tutuşturulan bir çocuktan, ileride kitap okumasını, terbiyeli olmasını, dikkatli sağlıklı bir birey olmasını nasıl bekliyoruz?
Kusura bakmayalım ama ekranı bakıcı bellemiş bir toplumun en büyük cehaleti bu tarz düşünceye sahip insanlar.
Diploma önemli mi? Elbette. Bir kapı açar belki, bir masada yer kazandırır. Ama yeterli mi? Asla değil. Çünkü nice diplomalı var, ne konuştuğu belli ne dinlediği… Ne haddini bilir, ne kendini…
Aslında mesele diplomalı olmak da değil.
Mesele, kendini her anlamda eğitebilmek.
Mesele, önce evde iyi anne baba olmayı öğrenmek.
Gerisi zaten gelir… ya da gelmese de olur mu?
Kimse yüksek sesle söylemiyor belki ama çoğumuzun içi bu dertle yanıyor bence.
Neden gözümden sakındığım, güzel ahlakla büyüsün vicdanlı merhametlii olsun diye emek verigim çocuğumu,şimdi okula göndereceğim için yüreğim titriyor? Eğitim alacak diye yolladığım yerde, onu kötü sözlü, zorba, hoyrat çocuklardan nasıl koruyacağım endişesiyle uyanıyorum her sabah.
Bu nasıl bir düzen? Bu nasıl bir sistem ki, yıllarca ilmek ilmek işlediğim kalbini, temizliğini, vicdanını korumak için şimdi korkuyorum?
Ne acı… Ne acımasız bir hal bu.
Çocuklarımızı yetiştirirken gösterdiğimiz özeni, onları teslim ettiğimiz yerler gösteremiyorsa, biz nerede yanlış yaptık? Ya da yanlış yapanlar neden bu kadar rahat ilerleyebildi?
Bu kaygılarım yersiz degil, bence bazı insanlar çok rahat ve malesef çocuğumun böyle ebeynlerin çocukları ile aynı yerde olması canımı sıkmaya başlıyor..
Sanırım artık bir şapkaya ihtiyacımız var…
Önümüze koyup da düşünmek için.