Allah Teâlâ, “Bir işi bitirdiğinde hemen yeni bir işe koyul ve (böylelikle boş kalmayıp hayır yolunda çalışarak) Rabbine rağbet et." (İnşirah 94/7-8) buyurmuştur. Yani ihtiyaç içinde olup boyun eğenlerin hâlini arz eder şekilde, sürekli gayretle Bana hallerinizi arz edin, rağbetinizi Bana doğru yükseltin. Rağbet, talep etmenin özüdür. Rağbet, kalbin derinliklerinden akıl ve zihinle birlikte ciddiyet ve kararlılıkla yapılan taleptir. Çünkü artık tembellikten, ayıplardan ve günahlardan elini çektin, bunlardan feragat edip ayrıldın. Şöyle ki: Azalar, uyulması gereken emirlerde tembellik etmiş olup Rabbin huzurunda kıyam, işte bu tembelliğin bedelidir. Nimetleri küçük görüp onların kıymetini ve büyüklüğünü takdir etmedin ve nimete cefa verdin. Rükû, işte cefanın bedelidir. Hak karşısında büyüklendin, kibre düştün ve haksızlıklar yaptın. Secdeler, işte bu kibrin, haksızlıkların ve hevâna uyup günahlara dalmanın kefaretidir.
Bütün bunları bir tek namazda cem etmiş oluyorsun; vazifesini yapmakta kusurlu azalarınla birlikte sahibinin huzuruna duruyor, Allah Teâlâ'yı tenzih ediyor, O'na senâda bulunuyor, düşmandan Allah'a sığınıyor, Allah'ın kelâmını öğüt alarak okuyorsun. Kusurunu itiraf ediyor, boyun eğiyor, haşyet duyuyor, diz çöküyor, yalvarıyor, korku duyuyor, ihtiyaç içerisinde olduğunu itiraf ediyor ve seninle Allah arasında fesat çıkarana karşı düşmanlığını ilan ediyorsun.
Bunların her biri kefarettir yani işlediğin hataların üzerini örten birer örtüdür. Nitekim küfür de (hakkın üzerini örten) örtü olduğu için bu adı almıştır. Kıldığın bu namazın şekli, yapıp ettiklerinin şekli gibidir ve böylelikle namazın, öncesinde işlediğin hataları telafi eden, üzerini örten bir örtü olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Gündüzün iki kısmında ve gecenin gündüze yakın kısmında namaz