Harputlu

@Harputluu·
·
sabitlendi
Mâide, 5/104-105: “Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Siz hidâyet üzere olduğunuz takdirde, dalalet yoluna sapmış olanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah’adır ve yapmakta olduğunuz her şeyi o zaman Allah size bildirecektir.” Bu âyete göre her fert kendinden sorumludur. Müminler Allah'ın emir ve yasaklarına uyma konusunda azimli oldukları sürece, Allah dalalet ehlinin küfür ve isyana yönelik saptırmalarına izin vermeyecektir. Bu âyet Hak Dini Kur'ân Dili tefsirinde şöyle tefsir edilir: … kurtuluşun başlangıçı ve hidâyeti de ferdidir. Fertler doğrulunca toplum da doğrulmuş olur. Toplumu islah ve tazim etmek isteyen kişiler ilk önce kendilerini düzeltmeli, iyiliği emir ve kötülükten menetmeye önce kendi şahıslarından başlamalıdırlar. Her fert, hak yolunu tutup kendini bizzat düzeltince, başkasına örnek olması, kurtuluş ve hidâyetinin diğerlerine bulaşması nispeten kolay olur. Ferdî nefis böyle olduğu gibi, sosyal nefis de böyledir. Kendisi hasta; kurtuluş ve hidâyete muhtaç olan bir toplum da diğer bir toplumu düzeltemez, başkalarını ıslah etmek veya onların zararlarından kendilerini korumak isteyen bir millet ilk önce kendi iç işlerini düzeltmeli ve nizama sokmalı, kendi yolunu doğrultmalıdır. Bunun için müminler de başkalarından önce kendilerini düzeltmeli ve kendi iç işlerini ıslaha dikkat etmelidirler. Bunu yaptılar mı, diğer bozuk olan bireylerin ve toplumların sapıklıklarından rahatsız ve sorumlu olmazlar. Onların zarar ve sorumlulukları sırf kendilerine ait kalır. Bundan dolayı sapıklara bakmayın da önce kendinize dikkat ediniz. Zira her kim, hangi birey veya hangi toplum olursa olsun. Sonunda hepinizin dönüş yeri ancak Allah'adır. Mümin ve kâfir, salih, fâsık, doğru ve eğri hepiniz sonuçta Allah'a gidecek, Allah'ın huzuruna
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ramazan Bayramında, insanların Allah'ın huzurunda toplanarak namaz kılmadan önce fitrelerini vermeleri emredilmiştir. Kurban Bayramında ise önce Allah'ın huzurunda toplanmaları, ardından kurban kesmeleri emredilmiştir. Çünkü fitre, kişinin oruçlu iken sarf ettiği kötü sözler, yaptığı boş işler, riya, öfkelenme ve benzeri yanlışlardan arınmak içindir. Bu tür davranışların, kişinin orucunda bir noksanlık oluşturmasından korkulur. Bu sebeple kişinin orucunu fitre sadakası vererek arındırması emredilmiştir. Oruç, kişinin bedenini temizlemekte; fitre de kişinin orucunu kötü söz, boş iş, riya ve öfke gibi oruca uygun olmayan davranışların kirlerinden arındırmaktadır. Böylelikle Müslümanlar, Ramazan Bayramı namazında Allah'ın huzuruna şu iki temizliği sağlamış olarak çıkmış olurlar: Oruç sayesinde beden temizliği ve fitre sayesinde orucun temizliği. Böylelikle Allah'ın huzuruna kemal üzere ve oruç farzını bütünüyle ifa etmiş hâlde çıkmış olurlar. Allah Teâlâ “Kendini tezkiye eden, temizleyip arındıran ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan muhakkak kurtuluşa ermiştir.” (Aʻlâ 87/14-15) buyurmaktadır. Bu ayetin fıtır sadakası hakkında nazil olduğu rivayet edilmiştir. | İbadetlerin Hikmetleri, Hakîm Et-Tirmizî, Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2025, syf: 87.
Sayfa 87 - Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2025
Allah Teâlâ, “Bir işi bitirdiğinde hemen yeni bir işe koyul ve (böylelikle boş kalmayıp hayır yolunda çalışarak) Rabbine rağbet et." (İnşirah 94/7-8) buyurmuştur. Yani ihtiyaç içinde olup boyun eğenlerin hâlini arz eder şekilde, sürekli gayretle Bana hallerinizi arz edin, rağbetinizi Bana doğru yükseltin. Rağbet, talep etmenin özüdür. Rağbet, kalbin derinliklerinden akıl ve zihinle birlikte ciddiyet ve kararlılıkla yapılan taleptir. Çünkü artık tembellikten, ayıplardan ve günahlardan elini çektin, bunlardan feragat edip ayrıldın. Şöyle ki: Azalar, uyulması gereken emirlerde tembellik etmiş olup Rabbin huzurunda kıyam, işte bu tembelliğin bedelidir. Nimetleri küçük görüp onların kıymetini ve büyüklüğünü takdir etmedin ve nimete cefa verdin. Rükû, işte cefanın bedelidir. Hak karşısında büyüklendin, kibre düştün ve haksızlıklar yaptın. Secdeler, işte bu kibrin, haksızlıkların ve hevâna uyup günahlara dalmanın kefaretidir. Bütün bunları bir tek namazda cem etmiş oluyorsun; vazifesini yapmakta kusurlu azalarınla birlikte sahibinin huzuruna duruyor, Allah Teâlâ'yı tenzih ediyor, O'na senâda bulunuyor, düşmandan Allah'a sığınıyor, Allah'ın kelâmını öğüt alarak okuyorsun. Kusurunu itiraf ediyor, boyun eğiyor, haşyet duyuyor, diz çöküyor, yalvarıyor, korku duyuyor, ihtiyaç içerisinde olduğunu itiraf ediyor ve seninle Allah arasında fesat çıkarana karşı düşmanlığını ilan ediyorsun. Bunların her biri kefarettir yani işlediğin hataların üzerini örten birer örtüdür. Nitekim küfür de (hakkın üzerini örten) örtü olduğu için bu adı almıştır. Kıldığın bu namazın şekli, yapıp ettiklerinin şekli gibidir ve böylelikle namazın, öncesinde işlediğin hataları telafi eden, üzerini örten bir örtü olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Gündüzün iki kısmında ve gecenin gündüze yakın kısmında namaz
Sayfa 57 - Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2025
Selamın tefsiri, İlmü'l-Evliya isimli eserimizde teşehhüd ile birlikte açıklanmıştır. Burada ise söz konusu anlamlardan genel halkın anlayabileceği bir kısmını açıklayacağız. "Et-Tahiyyâtü lillah التحيات) له - Selamlar/Kalıcı hayat Allah içindir" Cahiliye döneminde insanların gittikleri yere götürdükleri putları vardı. Putlarını çıkarıp ellerini onlara sürerek "kalıcı hayat sizlerindir" derlerdi. İslâm geldikten sonra bu tür selamlamaların hepsinin yalnızca münezzeh olan Allah'a yapılmasını emretti. Bu, kulların, ölmeyen hayat sahibine yaptığı bir selamlamadır (tahiyye). Nitekim tahiyye kelimesi, "hayat" kelimesinden türetilmiştir. "Ves-Salavât-Salavat (Allah içindir)" Allah'tan başka salavata layık olan yoktur, zira ihtiyaçlar için kendisine sığınılan yalnızca O'dur. "Vet-Tayyibât - Tayyibat/güzellikler (Allahadır)" Tayyibat u beş kelimedir والله اكبر ولاحول ولا قوة إلا بالله العظيم" )Subhanallah ve'l-hamdulillah ve la ilahe illallah ve'llahu ekber ve la havle vela kuvvete illa billahi'l-a'liyyi'l-a'zim) Bu kelimelere Allah'tan başka layık hiçbir varlık yoktur. Zira bu ifadelerin her biri tayyib (güzel) olarak nitelendirilir; bunların hiçbirinde kişinin Allah'a ortak koşması uygun olmaz ve bu kelimeler söyleyeni de güzelleştiren güzel kelimelerdir. -Subhanallah )سبحان الله kusurdan/ayıptan kurtuluştur. -Elhamdülillah )الحمد الله küfran- nimetten kurtuluştur. -La ilahe illallah )لا إله إلا الله şirkten kurtuluştur. -Allahu Ekber الله اكبر kibirden kurtuluştur. -Lå havle ve la kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azim kişinin kendini mülkün ve iktidarin ولا قوة إلا بالله العظيم لاحول لاحول sahibi olarak görmesinden ve zulmetmeye düşmesinden kurtuluştur. Bu kirleri -kusur kiri, küfran-ı nimet kiri, şirk kiri yani mâsivaya bağlanma şirki, kibir kiri, gücü kendinden bilip
Sayfa 60 - Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2025
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak ki hidayet Allah'ın gösterdiği hidayettir. (Ey Yahudi ve Hristiyanlar!) Size verilenin bir benzeri başka birine veriliyor veya Rabbinizin katında onlar (Müslümanlar) size karşı delil getiriyor diye mi (bu telaşınız)? Deki lütuf, ihsan ve fazilet Allah'ın elindedir ve onu istediğine verir." (Al-i İmran, 3/73) Benzer manada bir ayet İncil'de şöyle geçer: "Muhammed'in ümmeti hikmet ve ilim sahibidir, onlar fikhetmede peygamberler gibidirler." Burada ümmetin seçkinlerinin bu özelliklere sahip olduğu bildirilmiş olup diğerleri de onlara tabidirler. Tevrat'ta şöyle geçer: "Muhammed ümmeti, Rahman'ın safi kullarıdır." Onlar, ahlaklarındaki bulanıklığı yakîn ile temizleyip arındırmışlardır. Böylelikle tıpkı madenden çıkarılan gümüşün üzerindeki topraktan arındırılışı gibi onların ahlakları da üzerindeki toprak özelliklerinden yani bedenî arzuların günaha sürüklemesinden arınmıştır. Madenden çıkarılan gümüş ateşte eritilip topraktan arındırılır, saflaşması için eritilir ve böylece eritilmiş gümüş elde edilir. Sonra kalıba sokulabilmesi için tekrar eritilip saflaştırılır ve böylelikle gümüş, eşyanın değerini belirleyen semen hâlini alır. Hz. Muhammed'in (sav) ümmetinin payı, peygamberlerinin payından gelmektedir. Hz. Muhammed'in (sav) peygamberlerin efendisi olması gibi ümmeti de diğer ümmetlerin efendisidir. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: Allah, Bana şu beş şeyi ihsan etti: Yeryüzünün tümünü Benim için mescit kıldı. Yeryüzünün toprağını Benim için tahûr (temiz ve temizleyici) kıldı. Ganimetleri Bana helal kıldı. Bir aylık mesafeden düşmanın kalbine korku salmakla Bana yardım etti." 85 Ümmeti bu özellikleri peygamberinden miras almış olup bunların tümü, onlara verilen yakîn sayesindedir. Bu konu uzundur, biz bu kadarla iktifa
Sayfa 82 - Albaraka Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2025