Harputlu

İnsanın ruhu, kendi kaderine terkedilerek büsbütün içi boşaltılıyor. Ortaya çıkan sonuç, yalnızca bir kültür ve özgürlük illüzyonu sunan sahte, içi boş bir bilgi yığınıdır. | Muhammed İkbal, İslâm Düşüncesi, Külliyat Yayınları, İstanbul 2008, syf: 74.
Sayfa 74 - Külliyat Yayınları, İstanbul 2008·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İslâm'ın tarihi, İslâm'ın bir din olarak hızla yayılmasının, hiçbir şekilde İslâm'ın takipçilerinin sahip oldukları siyasî güçle ilişkisi olmadığını gösterir bize. İslâm'ın en büyük fetihleri, bizim Müslümanlar olarak siyasî bakımdan en zayıf olduğumuz zamanlarda gerçekleş tirilmiştir. Oysa Moğolistan'ın kaba-saba barbarları, Bağdat'ta Abbasi medeniyetini kana boğarak oluk oluk Müslüman kanı akıttıklarında, İspanya'daki Müslüman gücü sona erip de İslâm'ın takipçileri, 1236 yılında Kurtuba'da Ferdinand tarafından acımasızca katledildiğinde ya da Kurtuba'dan sürüldüğünde bile İslâm, Endonezya'da Sumatra Adası'na kadar yayılmış ve Malay Takım Adaları, barışçıl bir şekilde İslâm'a girmeye başlamıştı. | Muhammed İkbal, İslâm Düşüncesi, Külliyat Yayınları, İstanbul 2008, syf: 64.
Sayfa 64 - Külliyat Yayınları, İstanbul 2008·Kitabı okuyor
Hindistan'daki mevcut eğitim sisteminin bize yalnızca ekmek ve yağ vermekle yetindiğini düşünüyorum. Çok sayıda diplomalı insan imal ediyoruz, sonra da onları, daha yüksek makamlara göz dikmekten başka bir şey yapmayan, makam mevki sahibi olsun diye bürokrasiye göndermek için çırpınıp duruyoruz. Peki, bürokraside bazı önemli yerlere gelmiş olmak ne anlam ifade eder ve neyi değiştirir ki? Oysa bir ülkenin belkemiğini oluşturan kitlelerdir; dolayısıyla kit-lelerin daha iyi beslenebilmelerini, daha iyi evlerde iskân edebilmelerini ve daha yetkin eğitim almalarını sağlamamız gerekiyor. Hayat, yalnızca ekmek ve yağdan ibaret değildir; hayat daha fazla bir şeydir: Hayat, bütün boyutlarıyla millî ideali yansıtan sağlıklı karakterlerden, kişiliklerden oluşan bir topluma sahip olabilmektir. Ve gerçek bir millî karaktere sahip olabilmeniz için, gerçek anlamda millî bir eğitim sistemine sahip olmanız zorunludur. Çok kötü bir okulda eğitim alan ve kendi sosyal ve tarihî gelene-ğinden büsbütün habersiz bir şekilde yetiştirilen genç bir Müslüman çocuktan hür ve yaratıcı bir Müslüman karaktere sahip olmasını bekleyebilir misiniz? Bir yandan bu çocuğa Cromwell'in tarihini zerkedi-yorsunuz, diğer yandan da bu çocuğun tastamam Müslüman bir karaktere sahip olmasını beklemeye kalkışıyorsunuz; bu olacak bir şey midir? Elbette ki, Cromwell'in tarihine ilişkin verilen bilgileri bu çocuğun, Püriten bir devrimciye karşı büyük bir hayranlık duymasına yol açacaktır; ama gerçek anlamda millî bir karakterin hayat kaynağı olan ruhunda sağlıklı bir kişilik ve tarih bilinci geliştirmesine imkân tanımayacak; aksine bu imkânı büsbütün yok edecektir. Bizim eğitim görmüş çocuklarımız, kuşaklarımız, Wellington ile Gladstone, Voltaire ile Luther hakkında her şeyi öğreniyorlar. O yüzden, Lord
Sayfa 61 - Külliyat Yayınları, İstanbul 2008·Kitabı okuyor
İnsan, özgür irade sahibi sorumlu bir varlıktır: İnsan kendi kaderinin / hayatının yapıcı'sıdır; insanın kurtuluşu kendi elindedir, kendi yapıp ettiklerine bağlıdır. İnsan ile Allah arasında bir aracı yoktur. Allah, her insanın tek varlık nedeni, insanı yaratan yegâne güçtür. | Muhammed İkbal, İslâm Düşüncesi, Külliyat Yayınları, İstanbul 2008, syf: 54.
Sayfa 54 - Külliyat Yayınları, İstanbul 2008·Kitabı okuyor

Harputlu

, bir kitabı okumaya başladı
Muhammed İkbal
8.7/10 · 232 okunma