Harputlu

Reklam
Halbuki geçmiş asırlardan bu günlere kadar geçen yüzlerce seneden sonra batı ve haçlı, dünyanın her tarafında, kendilerinin kurucusu olduklarını sandıkları insan haklarını müdafaa etmelerine rağmen, bu hakları çiğnemek husûsunda âdeta yarışa devam etmekte olduklarını görmezlikten gelerek, kendilerini dünyaya bir şampiyon olarak îlân etmek yüzsüzlüğü-nü göstermiş bulunuyorlar. İşte Fransızların Cezayir'de yaptıkları topyekûn katliamlar, işte Rusların Katin Ormanı'na gömdükleri on bin Polonyalı, İşte Almanların, üstünden geçirdikleri silindir ile ezdikleri binlerce Yahûdi, işte gene Rusların kamplarında yok ettikleri on binlerce Kırım Türkü. İşte, Filistin müstevlîleri¹ (işgalcileri) olan Yahûdilerin, yurdun sahibi olan müslümanlara tatbik ettikleri canavarca işkence ve bu zavallıların sopa ile taş ile kendilerini mâsumâne müdafaalarına karşı topla, tüfekle, füzelerle karşı çıkmaları ve Katolik İspanya'nın diğer haçlı dünyaya, hepsinden evvel yol gösterip örnek verdiği engizisyonlarla Îsâ ümmetine akıl hocalığı edişi. Bütün bunlar bir ilmî tetkik ve tesbit ile haçlıların yüzüne çarpılmamıştır. Bu yüzden de İslâm âlemi, hep üstünde suçluluk ağırlığı bırakılarak hakkı yenmiş ve ne yazık ki müslümanlar da âdeta kendilerini korumanın bir suç olduğu anlayışı ile gerçekleri ortaya dökmemiştir. | Sâmiha Ayverdi, Arkamızda Dönen Dolaplar, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım), s. 127.
Sayfa 127 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım)·Kitabı okudu
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Yafalı ve Hayfalı büyük portakal çiftliklerine sâ-hip olmuş Yahudiler, yerli halkı kandırarak oraları ele geçirdikten sonra, portakal ticaretini Türkiye'den kaydırarak Avrupa merkezlerine çevirirken alışveriş yollarıyle dahi olsa İspanya ile muâmeleye asla iltifat etmemiştir. Gerçi İspanya topraklarında oldukça bol miktarda portakal bulunmakla beraber Yafa cinsini bulmak muhal idi ve İspanyollar bu mahsullere tâlip olsalar dahi, Yahûdi, bir zamanlar ırkdaşlarının engizisyoncu Katoliklerden görmüş olduğu zulmü asırlar geçmiş olmasına rağmen unutmamış ve kıyâmete kadar da unutmayacaktır. Her fırsatta, hiçbir imkânı da kaçırmayarak, onu siyonizmin hizmetine tahsis eden Yahûdi, dünya hegemonyası peşinde, koşabildiği kadar, yorulmak nedir bilmez bir gayretle çalışmakta ve kendi ırkı hariç kim olursa olsun, iltifat etmemeyi ve dünyaya göz açtırmamayı şerîatinin ve ırkının gereği bilerek bunu asırlar sürmüş politikası ile âşikâr etmektedir. Belki aynı ihânet dolu siyâsetleri, kıyâmete kadar da devam edecektir. İşte Yahûdinin ayaklarını sağlam bastığı ülkeler bundan hisselerini almıştır. Meselâ İngiltere, Fransa ve bilhassa Osmanlının onlardan en fazla zarar görmüş ülkeler arasında olduğu düşünülebilir. O Osmanlılar ki, Yahûdiye sanayide, sanatta, ticarette, içtimâiyatta¹ hatta siyasette yer vermiştir. Amma iyilik nedir bilmeyen bu ırk, dişini tırnağını geçirdiği bütün ülkelere revâ gördüğü nankörlüğün belki en fazlasını Osmanlıya göstermekten geri kalmamış ve bilhassa onu bir siyaset dâhîsi olan pâdişâhından mahrum edebilmek için çevirdiği dolaplarla emeline ulaşmıştır. Öyle ki, devletin en nâzik devrinde ülkeyi, Osmanlı tahtını işgal eden çağın en kudretli hükümdarı II. Sultan Hamid'den ayırmak yolunu bulmuştur. Ama şu da ne hazin bir gerçektir ki, dünya, siyonizmin
Sayfa 103 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım)·Kitabı okudu
Kur'ân-ı Kerîm, tevhit ağacıdır. Ama biz onu ne suluyor ne de meyve ve mahsûlünden faydalanabiliyoruz. İşte bugün müstakil İslâm devletleri mensupları, Kur'ân-ı Kerîm'e abdestsiz el sürmeyecek kadar hayâ ettikleri halde aynı Hak kelâmının birer canlı âyeti olan insan oğlunun gaflet içinde bocalayarak, gereği olanları ihmal etmesine nasıl fırsat veriyoruz? İşte gene bir âyette buyrulduğu gibi tefrîkaya düşüp bölük bölük olmanın, ancak kâfirleri sevindirdiğini unutarak, bindiğimiz Burak'ı³ terk edip tahta ata binmek sûretiyle kendi kendimizi acınacak hâle getirmiş değil miyiz? | Sâmiha Ayverdi, Arkamızda Dönen Dolaplar, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım), s. 67.
Sayfa 67 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım)·Kitabı okudu
İslâm'ın insandan insana müteveccih tutumuna gelince, Muhammed ümmeti kolu kanadı altına aldığı ülke sakinlerine, kendi yediği ekmekten, kendi içtiği sudan ve gene vicdânî hürriyetinden, kendi yaşadığı hayat imkânından imkân tanırken, haçlı dünya, büyük bir fütursuzlukla³, kendinden başka türlü düşünenlere göz açtırmamayı bir insanlık borcu sayarcasına gayrimedenî olmaktan vazgeçememiş, maalesef, hâlâ da bu illetini şifâlandıramamıştır. | Sâmiha Ayverdi, Arkamızda Dönen Dolaplar, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım), s. 64.
Sayfa 64 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım)·Kitabı okudu
Reklam