Yahudi, târih boyunca zaptetmek istediği kaleleri, zıt kuvvetleri birbirine karşı kullanmak, birlik ve berâberlik maskesi altında ikilik ve fesat çıkarmak, târihin, dînin, an'anenin, cemiyetin ve âilenin buhrâna kaymasını, böylece de millî temellerin sarsılmasını ve küçük düşmesini planlamakla saçını ağartmış olan kafadır.
Tezgâhını kurduğu her yerde soy, kök ve millî iftiharlar, memleketin öz evlatlarına tepelettirilir ve onlardan utandırılır. Utanmamakta direnenler ise alay mevzûu hâline getirilir; câhil, geri ve mutaassıp kütleler olarak kitap, gazete ve her çeşit vâsıta ile teşhir edilir. Yahudi, zâten asırlardır iktisâdî ve ticârî bir dünya hegemonyası kurmuş bulunuyor. Artık onun peşine düştüğü ihtiras, "Allah'ın seçilmiş kavmi"ne bir cihan saltanatı yolunu açmak ve beşeriyeti Tevrat kadrosu içine almaktır.
Türk milletinin, gerek haçlı, gerek siyonist düşmanları, gerek şimal komşusunun taş devri rejimi, el birliği ile, evvelâ millî îmânına hücum edip onu, bir istikrar müessesesi olan bu hayat ve bekā gücünden boşaltmak, sonra da o boşalmış sâhaya kendi menfaat ve ideolojilerine sempati gösterecek sentetik bir îman taslağı ile kendi saflarına kazanmak yoluna gitmişlerdir.
Ne çâre ki Rönesans ve Reformdan beri Avrupa'nın siyasî ve iktisâdî kaderini elinde tutan, Amerika'yı ise baştan başa avucu içine almış bulunan yine odur. Netîce şuna dayanıyor ki, hangi asırda olursa olsun, demek ki insanların bilerek bilmeyerek bir merkeze tâbî olmaları, onların fıtrî ve tabiî ihtiyacı bulunuyor. Yeryüzünde teokratik idâreler tasfiye olundukça, bunların yerini, tek ırkın menfaati adına girişilmiş bu meçhul, bu esrarlı ve majisyen saltanatın alması da, sahte de olsa, gene aynı beşerî zaafın bir nevî tatmin arayışından ibâret.
| Sâmiha Ayverdi, Bir Dünyâdan Bir Dünyâya,