Harputlu

EDEP YA HÛ! Birçok tekke ve zaviyenin duvarında asılı duran levhalarda "Edep yâ hû!" yazısına rastlanır. Bunun bir dua, bir yakarış olduğundan hiç kuşkumuz yok. Acaba kendimiz edebe muhtaç olduğumuzdan mı bunu dile getirmek gereği duyuyoruz; yoksa münasebettar olduklarımızın edep noksanlığı yüzünden mi bu uyarıdan medet umuyoruz? Hem biri, hem öteki; ne biri, ne öteki. Peygamberler dışında kalan insanların edep bakımından kemale ermediğini düşünüyorsak "Edep ya hu!" dediğimizde kendimiz için dua ediyoruz demektir. Edebi ister iyi terbiye anlamında kullanın, isterseniz onu bazı meslek erbabının (meselâ edebiyatçıların) riayete mecbur olduğu usûl ve kaideler çerçevesinde ele alın kendimiz de dâhil olmak üzere bütün insanlar bir üst kademedeki edebe ulaşmak ihtiyacındadır. Tevazu gibi edep de noksanlığı kolay farkedilen, ama her zaman daha üst makamı bulunan bir haslettir. Mademki edebin kademe ve dereceleri vardır, o halde edep talep eden duayı kendi yükselişimize vesile olması isteğimiz kadar, başkalarının yüksek seviye kazanması isteğimizin de bir uzantısı olarak dile getiririz. Bir tekkenin veya zaviyenin duvarındaki levhada gördüğümüz "Edep yâ hû!” yazısının anlamı asla yukarıdaki paragrafta sergilenen yaklaşımın sınırları içinde kalmaz. Çünkü edep hiçbir zaman ferdî olgunlukla tamamlanabilen özellikte değildir. Bir kişi şahsen edebin üst basamaklarına, daha önce hiç kimsenin ulaşamadığı alanlarına çıkabilir. Ne zaman ki bir kişi edep bakımından yükselmiştir, o zaman o kişinin ilişkili olduğu herkesi bağlayan bir düzen de canlandırılmış sayılır. Yani teşhis edildiği kadarıyla edep her hal ü kârda bir toplum öbeğinin, bir zümrenin, bir toplumsal tabaka veya sınıfın edebidir. Bu yönüyle bütün yüksek kültürlerin mihverinin edep olduğu söylenebilir. Dünyanın neresinde
Sayfa 196 - Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı·Kitabı okudu
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir yerde bulunmak orada yaşamak değildir. Bana kendiliğimi vermeyen, bana ait olmayan, benim yetiştiremediğim, beni beslemeyen bir yerde bulunabilirim; ama bu benim orada yaşadığımı göstermez. Yaşamak bulunduğun yere dâhil olmaktır. Giderek bulunduğun yeri kendine dâhil etmezsen orada yaşayamazsın. | İsmet Özel, Faydasız Randevu, Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı, s. 159.
Sayfa 159 - Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı·Kitabı okudu
Sosyoloji
Türkler kimdir ve Türkiye neresidir soruları sahipsiz bırakılmıştır. Şimdiye kadar bu ülkede siyaset adına ne yapıldıysa hep bu soruları atlayıp, bu soruların zımnen cevaplandığını farz edip, bu soruların kasten yanlış cevaplandırılmasına dayanıp yapıldı. Kim olduğunu bilmekten korkanlar kendilerinde nerede yaşadıklarını bilme cesaretini hiç bulamadı. Daha kötüsü şu ki sıra kim olduklarını ve nerede yaşadıklarını bilmek isteyenlere zulmetmeye gelince en cesur onlardı. | İsmet Özel, Faydasız Randevu, Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı, s. 159.
Sayfa 159 - Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı·Kitabı okudu
Cumhuriyetin ilânından itibaren Türkler bin yılda ancak kazandıkları toplumsal içgüdülerine kapılmak suretiyle ve fakat kendilerinin asla bilinçle kavrayamadıkları bir bölünmeye uğradılar. | İsmet Özel, Faydasız Randevu, Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı, s. 164.
Sayfa 164 - Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı·Kitabı okudu
Sosyoloji
Türkler kendi varlıklarını bir tarihî gerçeklik olarak kavramayı başaramadıkları yetmiyormuş gibi, artık kendi tarihlerini öğrenerek benimsemeyi de reddediyorlar. Hem devletin, hem de milletin mevcudiyetine çeşitli ve birbiriyle çatışan efsanevî gerekçeler uydurmayı tercih etmiş haldedirler. Bir taraf diğerinin uyduruk gerekçesini cerh etmek için başka bir gerekçe uyduruyor. Taraflar uyduruk gerekçelerle karşısına çıkanı kahretmeyi marifet sayıyor. Böyle bir ortamda memleket menfaatinin ne olduğu konusunda mutabakat sağlamak elbette imkânsız. Türkiye'nin kendi kendini sömürgeleştirme evresini geride bırakıp dünya sisteminin bir kenar mahallesi durumuna düşmesinin hazin hikâyesi bu. | İsmet Özel, Faydasız Randevu, Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı, s. 165.
Sayfa 165 - Tiyo Kitap, Mayıs 2017 lll. Baskı·Kitabı okudu
Sosyoloji