EDEP YA HÛ!
Birçok tekke ve zaviyenin duvarında asılı duran levhalarda "Edep yâ hû!" yazısına rastlanır. Bunun bir dua, bir yakarış olduğundan hiç kuşkumuz yok. Acaba kendimiz edebe muhtaç olduğumuzdan mı bunu dile getirmek gereği duyuyoruz; yoksa münasebettar olduklarımızın edep noksanlığı yüzünden mi bu uyarıdan medet umuyoruz? Hem biri, hem öteki; ne biri, ne öteki.
Peygamberler dışında kalan insanların edep bakımından kemale ermediğini düşünüyorsak "Edep ya hu!" dediğimizde kendimiz için dua ediyoruz demektir. Edebi ister iyi terbiye anlamında kullanın, isterseniz onu bazı meslek erbabının (meselâ edebiyatçıların) riayete mecbur olduğu usûl ve kaideler çerçevesinde ele alın kendimiz de dâhil olmak üzere bütün insanlar bir üst kademedeki edebe ulaşmak ihtiyacındadır. Tevazu gibi edep de noksanlığı kolay farkedilen, ama her zaman daha üst makamı bulunan bir haslettir. Mademki edebin kademe ve dereceleri vardır, o halde edep talep eden duayı kendi yükselişimize vesile olması isteğimiz kadar, başkalarının yüksek seviye kazanması isteğimizin de bir uzantısı olarak dile getiririz.
Bir tekkenin veya zaviyenin duvarındaki levhada gördüğümüz "Edep yâ hû!” yazısının anlamı asla yukarıdaki paragrafta sergilenen yaklaşımın sınırları içinde kalmaz. Çünkü edep hiçbir zaman ferdî olgunlukla tamamlanabilen özellikte değildir. Bir kişi şahsen edebin üst basamaklarına, daha önce hiç kimsenin ulaşamadığı alanlarına çıkabilir. Ne zaman ki bir kişi edep bakımından yükselmiştir, o zaman o kişinin ilişkili olduğu herkesi bağlayan bir düzen de canlandırılmış sayılır. Yani teşhis edildiği kadarıyla edep her hal ü kârda bir toplum öbeğinin, bir zümrenin, bir toplumsal tabaka veya sınıfın edebidir. Bu yönüyle bütün yüksek kültürlerin mihverinin edep olduğu söylenebilir. Dünyanın neresinde