Dergâhlar, İslâm Türk âleminde, aydınlarla halkın, mezheplerin, sınıfların ve hattâ dinlerin, ek yeri bırakmadan kaynaştıkları yerlerdi. Çünkü oralarda, ticaret, mal edinme, siyaset, hayali ihracat değil, insanları insan-ı kâmil yapan mana değerleri konuşulurdu. Devlet adamları, işçi, esnaf, hoca, tüccar, kâtip, sadece Allah, Muhammed ve ahlâk konuşulan o yerlerde, birbirlerine baka baka, sohbet ile yetişir, yaptıkları bir kötülük varsa halktan utanır, Şeyh'in katında özür dilerlerdi.
| Ahmet Kabaklı, Alperen, TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020, s. 63.