Harputlu

Bir milleti soykırımla yok eden zalim düşmanlar tarihte çok görülmüştür; fakat bir milletin iman, irfan ve şerefini yontup budayıp onu cesaretsiz, kahramansız, örneksiz bırakabilen iç düşmanlık ve baş soykırım (milattan önceki zamanları bilmem ya) 20. asır dünyasında, yalnız Türkiye'de vâki olmuştur. | Ahmet Kabaklı, Alperen, TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020, s. 13.
Sayfa 13 - TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Selçuklu ve Osmanlı kuruluşu günlerinin içtenliğini yeniden yaşamalıyız. Her başarımızı veya her ümidimizi yeniden Allah'ın adıyla mühürlemeli, Allah'ın lütfu diyerek mülklenmeliyiz. Hayatımızın her safhası, yaşayış, davranış ve kültürümüz, bize haylice yabancılaşmıştır. Bari mefkûremiz, amacımız yabancı olmasın ki ağır ağır kendimizi bulalım. Kendimizden başka bugünün Türklüğünden de sorumlu olan biz, eğer özümüzü bulamazsak, Türklük dünyası da sarsılır. Onun için mefkûremizi, ümidimizin hedeflerini bulmak zorundayız. Gençliğimize kendine dönüş yollarını göstermeliyiz. | Ahmet Kabaklı, Alperen, TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020, s. 25.
Sayfa 25 - TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Heyhat! Ne olduysa oldu! Hangi alçaklık şırıngası vurulduysa vuruldu: Türkiye'yi ele geçiren kuvvetin beyninde yeniden Batı kanseri belirdi. İmân savaşıyla kazandığımız her şey, pazara çıkarıldı. Alperenlik mefkûresi, dünya malına ve düşmanın saltanat vaatlerine boğduruldu. Pazarlık korkunçtu: Batı uşağı bir çıkarcılar hizbinin saltanatına evet demek için, bizim bütün kültür ve imânımızdan koparılmamız isteniyordu. Devleti ele geçirenlerle pazarlığı yapanlar aynı kişilerdi. Bin yıllık medeniyetimizin mahvedilerek ilgasına, Padişahın kovulmasına, Hilâfetin sınır dışı edilmesine, hattâ Kur'ân'ın yasaklanıp çiğnenmesine onlar karar veriyor, bize de şiddetle "dikte" ediyorlardı. Direnen ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kapatmışlardı. Mukaddeslerimiz, alfabemiz, dilimiz, takvimimiz, ibadetlerimiz, Kitabımız, bayrağımız, devletimiz, mûsikimiz ve her sanatımız, vel hasıl bizi Türk-İslâm yapan ne varsa, hepsi İngiliz'in emriyle ve içi mizdeki şeytanın firavun elleri ile yok ediliyordu. Kur'ân horlanıyordu; Allah'ın Kitabı'na, Peygamberi'ne dil uzatılıyordu. Vatanımız düşmanlarca işgal edildiği zaman, biz, İstanbul'dan, İzmir'den, Erzurum'dan, Trakya'dan Anadolu'yu kurtarmaya koştuk. Elimizde Kur'ân'la, dilimizde Peygamber'le, gücümüzü tarihimizden, devletimizden, Hilafetimizden, vatan sevgimizden alarak koştuk. Hutbelerle, "Misâk-ı Milli"lerle, ilâhilerle, tekbirlerle büyük cihadı başardık. Ama kör nefis erbabı ham ervahlar bizi aldattılar. Bir tek parti ve hizip adına, sözde Cumhuriyet'i kurar kurmaz, ilkin Meclis ve memleketi, Alperenleri ipe çektiler. Hemen ardından Hilafeti, onun, 1400 yıl mukaddes cihad yaptığı Hristiyan ülkelerin merhametlerine, aç bîilâç sürdüler. | Ahmet Kabaklı, Alperen, TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020, s. 25.
Sayfa 25 - TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Heyhat! Ne olduysa oldu! Hangi alçaklık şırıngası vurulduysa vuruldu: Türkiye'yi ele geçiren kuvvetin beyninde yeniden Batı kanseri belirdi. İmân savaşıyla kazandığımız her şey, pazara çıkarıldı. Alperenlik mefkûresi, dünya malına ve düşmanın saltanat vaatlerine boğduruldu. Pazarlık korkunçtu: Batı uşağı bir çıkarcılar hizbinin saltanatına evet demek için, bizim bütün kültür ve imânımızdan koparılmamız isteniyordu. Devleti ele geçirenlerle pazarlığı yapanlar aynı kişilerdi. Bin yıllık medeniyetimizin mahvedilerek ilgasına, Padişahın kovulmasına, Hilâfetin sınır dışı edilmesine, hattâ Kur'ân'ın yasaklanıp çiğnenmesine onlar karar veriyor, bize de şiddetle "dikte" ediyorlardı. Direnen ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kapatmışlardı. Mukaddeslerimiz, alfabemiz, dilimiz, takvimimiz, ibadetlerimiz, Kitabımız, bayrağımız, devletimiz, mûsikimiz ve her sanatımız, vel hasıl bizi Türk-İslâm yapan ne varsa, hepsi İngiliz'in emriyle ve içi mizdeki şeytanın firavun elleri ile yok ediliyordu. Kur'ân horlanıyordu; Allah'ın Kitabı'na, Peygamberi'ne dil uzatılıyordu. Vatanımız düşmanlarca işgal edildiği zaman, biz, İstanbul'dan, İzmir'den, Erzurum'dan, Trakya'dan Anadolu'yu kurtarmaya koştuk. Elimizde Kur'ân'la, dilimizde Peygamber'le, gücümüzü tarihimizden, devletimizden, Hilafetimizden, vatan sevgimizden alarak koştuk. Hutbelerle, "Misâk-ı Milli"lerle, ilâhilerle, tekbirlerle büyük cihadı başardık. Ama kör nefis erbabı ham ervahlar bizi aldattılar. Bir tek parti ve hizip adına, sözde Cumhuriyet'i kurar kurmaz, ilkin Meclis ve memleketi, Alperenleri ipe çektiler. Hemen ardından Hilafeti, onun, 1400 yıl mukaddes cihad yaptığı Hristiyan ülkelerin merhametlerine, aç bîilâç sürdüler. | Ahmet Kabaklı, Alperen, TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020, s. 25.
Sayfa 25 - TEDEV Yayınları, 4. Baskı: Mart 2020·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih