Osmanlılar zamanında da, âlim sanatkârlar, ve Türk padişahları tarafından korunmuş ve teşvik edilmişlerdir.
Fatih Devrinde, Ayasofya medresesine müderris (Profesör) tayin edilen Ali Kuşçu, iki yüz akçe maaş almaktaydı. O devir için bu para pek çoktu. Türkistan'a gitmiş olan Ali Kuşçu'ya, günlük harcirah olarak bin akçe verilmiştir. Ali Kuşçu'nun, matematik, ve astronomiye ait önemli eserleri vardır.
Fatih, yabancı âlimleri bile himaye etmiştir. Bunlardan biri olan Bizanslı Yorgi Amiruçi, yazdığı bir kasidede, Fatih'i şöyle över:
«Öyle bir padişah ki, herkesten üstündür. Öyle bir hükümdar ki, bir eliyle silâhını tutuyor öteki eli ile ilmile meşgul oluyor. Yaşa, ey parlayan yıldız. Ey ışıklar dünyası güneş, ey ilimler âşığı padişah; yaşa, ey daima şiirler Tanrısı ile konuşan hükümdar. Şimdi benim dilimi işittiğin (sana bu dille hitabetti ğim) için şaşma. Birçok kimseler bu lisanı senin bilmediğini sanırlar.
Yunanlılar'ın en iyi hükümdarı olduğunu ispat ettin. Senin idaren bizim için yabancı idare sayılmaz; (bize esir muamelesi etmedin) bizi esaretin boyunduruğundan kurtardın. Silah kullanmakta Eşil'e benziyen hükümdar, yaşa!» (Refik Ahmet Sevengil, Fatih Devrin de Âlimler, Sanatkârlar ve Kültür Hayatı).
Osmanlı İmparatorluğu devrinde Matematik, Tip sahasında Astronomi ve Coğrafya sahasında ileri gitmiş pek çok büyük şahsiyet gösterilebilir.
Akşemseddin, Ma'i-Kibrit-i Şerif adlı eserinde, otuz üç hastalığa iyi gelen ilaçtan bahseder. Altıncı - Zâde adlı bir hekim, idrar yollarının sonda ile tedavisini yapmıştır. Coğrafya sahasında Piri Reis, Seydi Ali Reis, Katip Çelebi, gayet önemli eserler yazmışlardır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnâmesi, her bakımdan zevkle okunacak bir eserdir.
III. Murad zamanında yaşamış Mahmud Bin Ali Sipahizâde, yazdığı eserin önsözünde,