Harputlu

“Teker teker kendi kendimizi düzeltmek suretiyle İslam'da meknuz (gizli) olan kalp ile iman kılıcını çekip, Allah yolunda kelle vermek lazımdır. Başkası boştur. Şahsi cihat olmadan umumi cihat yapılamaz. Şahsi cihadı yapıp kendini düzeltenlerin artık umumi cihada ihtiyacı kalmaz.” Münir Derman, Allah Dostu Der Ki…,Bağlaç Yayınevi, 3. Cilt, 1. Baskı: Ocak 2018, s. 154.
Sayfa 154 - Bağlaç Yayınevi, 3. Cilt, 1. Baskı: Ocak 2018·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bugün dünyada gördüğümüz milletlerin büyük çoğunluğu son birkaç yüzyıl içinde ortaya çıkmışlardır. Ondan önceki devletlerde siyasî birlik bir millet birliğine dayanmıyordu, hatta millet kavramı bile yoktu. Türk milletinin onlardan farklı bir durumu vardır. Sekizinci yüzyıla ait Orkun Abideleri'nden anlıyoruz ki, Türkler daha o zaman kabile birliğinin üstünde bir millet anlayışına sahip bulunuyorlardı. Belki de bu ileri anlayış sayesindedir ki, Türkler tarihlerinin hiçbir devrinde bağımsızlıklarını kaybetmemişlerdir. Çünkü bağımsızlık millet olmanın başlıca vasıflarından biridir. Kendini başkalarından ayrı, müstakil hüviyete sahip olarak gören bir sosyal zümre, bir zaman istiklâlini kaybetse bile, onu yine kazanmak için seferber olur İşte günümüzde sömürgeciliğin sona ermesine başlıca sebep milliyet duygusunun uyanışı olmuştur. Sömürgelerin bağımsızlık savaşlanı ekonomik hesapların değil, fakat milliyet duygusunun eseridir. | Erol Güngör, Ahlâk Psikolojisi ve Sosyal Ahlâk, Yer-Su Yayınları, 1. Baskı: Aralık 2020, s. 120.
Sayfa 120 - Yer-Su Yayınları, 1. Baskı: Aralık 2020·Kitabı okuyor
Sosyoloji-Düşünce
Türkler daima vatanlarına saldıran düşmanlarla mücadele ederek yaşamışlar, bu devamlı mücadele yüzünden çok defa yurt içindeki kalkınmaya gereken zaman ve enerjiyi harcayamamışlardır. Türk milletinin bir başka talihsizliği de düşmanlarının ona karşı hep birleşerek saldırmalarıdır. En az bin yıldan beri süregelen ve genel bir isimle "Haçlı Seferi" dediğimiz bu ortak tecavüzler zamanımızda da kesilmiş değildir. Herşeye rağmen bugün memleketimizde istiklâl ve hürriyet içinde yaşıyorsak, bu nimetleri, vatanı bölünmekten korumak için kendilerini feda eden dedelerimize borçluyuz. Biz de çocuklarımızın refah ve saadeti için onlara hem bölünmemiş bir vatan bırakmalı. hem de kendilerine vatanın bölünmezliği ilkesini aşılamalıyız. Hun Türklerinin büyük hükümdarlarından Mete, milletini savaştan korumak için kendine ait herşeyi düşmana vermeye razı olmuş, fakat düşman ondan ufak bir kıraç toprak isteyince "toprak milletindir" diyerek savaşı kabul etmişti. Son savaşımız sırasında vatanın bölünmezliği ilkesine öncelik vermeseydik, şimdi Türkiye, Konya ve civarından ibaret kalacaktı, vatanımızla birlikte milletimiz de parçalanacaktı. Yabancı istilası ile parçalanan bir vatanın insanları yabancı kültürün tesirinde kalır ve kendisini ayrı bir millet yapan özellikleri kaybeder. Nitekim Türkiye, Kıbrıs Türklerinin vatanını korumamış olsaydı oradaki soydaşlarımız yakın zamanda dillerini ve dinlerini unutacaklardı. | Erol Güngör, Ahlâk Psikolojisi ve Sosyal Ahlâk, Yer-Su Yayınları, 1. Baskı: Aralık 2020, s. 117 - 118.
Sayfa 117 - Yer-Su Yayınları, 1. Baskı: Aralık 2020·Kitabı okuyor
Sosyoloji-Düşünce
“Rızık artıklarından sadaka verilmez. Eski pantolon, ayakkabı, ceket, ölü elbisesi ve malzemesi sadaka olmaz. Belki yardım olur. Dünyada kalir. Sadaka ahsen olmalıdır. Sadaka mana itibariyle Hakk'ın "Errezzak" olduğunu tasdik etmek, şükretmektir. Zekâtın mikroskobik nüvesidir.” | Münir Derman, Allah Dostu Der Ki…,Bağlaç Yayınevi, 3. Cilt, 1. Baskı: Ocak 2018, s. 84.
Sayfa 84 - Bağlaç Yayınevi, 3. Cilt, 1. Baskı: Ocak 2018·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
Sonsöz olarak şunu söylemek icabeder ki; Türk medeniyeti, ilkçağdan beri bütün insanlığa örnek olmuştur. Bugün de örnek olabilecek niteliktedir. Bugün, bazı devletlerle aramızda sadece teknik farkı vardır. Teknik bakımından geri kalmamızı, haşmetli tarihimizden aldığımız güçle, çalışmakla telâfi etmek mümkündür. Bu da muhakkak olacaktır. Nitekim, 3-4 asır evvel teknikte ve ekonomide otorite idik. Cebirin temellerini atan, tıpta önemli buluşları olan, gemileri karadan yürüten milletin eski durumunu alması da pek yakındır. | Yılmaz Boyunağa, Türk-İslâm Sentezi, Yağmur Yayınları, 2. Baskı: 1975, s. 319.
Sayfa 319 - Yağmur Yayınları, 2. Baskı: 1975·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih