Harputlu

Dikkat ederseniz, derin şefkatten ızdırap çıkar. Izdırap derinleştikçe, şefkatin de o nispette ve daha fazla derinleştiğini hissedersiniz. Anlayışınız yükseldikçe daha geri anlayış ve duyuşun acısını hissedersiniz. Buna isteye isteye cefa çekmek derler. | Münir Derman, Allah Dostu Der Ki, Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018, s. 134.
Sayfa 134 - Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Meşhur Alman şairi Goethe, Kur'ân-ı Kerim'in, bütün peygamberleri bağrına basan bu yüce birleştiriciliği karşısında heyecanlanır ve bir şiirinde, Şanlı Peygamberimizi, «Bütün kardeş pınarları bağrına basan» ve böylece «ebediyetler okyanusuna» doğru yol alan kurtarıcı ve medeniyet kurucusu olarak över. (Bkz. Yılmaz Boyunağa, Türk - İslâm Sentezi adlı kitaba) Gerçekten de bütün peygamberler, teker teker «birer kavme» gönderildikleri halde, Şanlı Peygamberimiz: «Bütün insanlara gönderilmiş Allah elçisidir». (Bkz. el-A'raf Sûresi, âyet 158) Kur'ân-ı Kerim ise âlemşümul, toplayıcı, bütünleştirici tek ve son dinin mukaddes kitabıdır. Nitekim şöyle buyrulmaktadır: «Bu, bir kitaptır ki, bütün insanları, Rab'lerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa, O, yegâne gâlib ve hamde lâyık olanın yoluna çıkarman için, onu sana indirdik». (Bkz. İbrahim sûresi, âyet 1) | Seyyid Ahmet Arvâsî, İlm-i Hâl, Bilgeoğuz Yayınları, Haziran 2016, s. 131.
Sayfa 131 - Bilgeoğuz Yayınları, Haziran 2016·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
Yüce Peygamberimizin, ata, şâhâne bir binişleri vardı, bununla birlikte O, merkebe binecek kadar da mütevazi olmasını bilirdi. Kibirlilerin yanında «kibirli görünmeyi», mütevazilerin yanında ise alabildiğine mütevazı olmayı fazilet bilirlerdi. Şu muhteşem ölçü O'nun: «Mütekebbire (kibirliye) karşı kibir yapmak, sadaka vermek gibidir». Öte yandan: «Allah, tevazu eden mümini yüceltin» diye buyuran da O. | Seyyid Ahmet Arvâsî, İlm-i Hâl, Bilgeoğuz Yayınları, Haziran 2016, s. 129.
Sayfa 129 - Bilgeoğuz Yayınları, Haziran 2016·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
İstiğfar günahı olmayanların temiz bir elbise üzerine konan tozları silkmesi gibi salihlerin fırçasıdır. Tövbe ise günah işleyenlerin lekeleri yıkaması için bir rahmet yoludur. İnsanların işledikleri bazı günahlar vardır ki görünmez, adeta bir koku çıkarır. Onlar o muhitte bulunanlara siner. İstiğfar bu günah kokusunu günah işlemeyenlerden giderir. İstiğfar bir mertebede bulunanlara aittir. Tövbe ve istiğfar ise birlikte avam içindir. İnsanın yaptığını bilmesi lazımdır. Kuru tövbe veya istiğfar bir şey ifade etmez. Resul-ü Ekrem'in buyurduğu, yolda tam yürümeyen, ara sıra dizi haricine çıkanlar için bir şey ifade etmez. "Dizide doğru gidiyorum" diye birçok uğraşan mevcuttur. Gaflettedirler, haberleri yoktur. İnsan dinî ayarını ara sıra kontrol ettirmelidir. Bu işi çabuk anlayabilmek, bu işin kıymetini bilmeyenlere nasip olmaz.. | Münir Derman, Allah Dostu Der Ki, Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018, s. 121-122.
Sayfa 122 - Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
"Ya Rahîm" esmasının mazhariyetine nail olmak için kulun "rahim" ve "şefik" olması lazımdır. Hayvanlara, nebatlara rahîm ve şefik olmayan kimseye bu esmanın yardım ve iltifatı yoktur. Rahim ve şefik olan kimse bunlardaki sırrın farkında olandır. | Münir Derman, Allah Dostu Der Ki, Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018, s. 119.
Sayfa 119 - Bağlaç Yayınevi, 1. Baskı: Ocak 2018·Kitabı okudu
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı