Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ,
Ne denilir.. hiçbir şey denilemez.. şu an daha bir kaç cümle yazamadan gözyaşlarım ekrana damla damla düşmeye başladı bile...o yüzden bişey denilemez..sadece ama sadece hissedilir...
Öyle acı , öyle hüzünlü bir öykü ki ; kitabı ne okumak isteyeceksiniz ne de bırakmak isteyeceksiniz...
Öykünün kahramanının hayatını okurken , cidden böyle acı çeken insanlar dünyada var mı diye kendi kendimi yiyordum.. umarım diyordum..umarım bunlar tamamen bir hayal ürünüdür... çünkü bunları yaşamak çok zorr..
Umarım bunları yaşayan biri yoktur bu dünyada...
Daha fazla duygularımı dile getirmek istemiyorum..
Kitabın içeriğine geçmek istiyorum büyük bir acı hatırlayış ile ...
Bir kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun " gönderen " inin adı verilmemiştir. Mektubun başında tek bir hitap vardır : " Sana , beni asla tanımamış olan sana " Ayrıca mektupta , adın belirtilmemiş olmasına rağmen , yazanı mektubun alıcısına " Onu hep delice sevmiş bir kadın " olarak tanıtabilecek en ufak bir ipucu da bulunmamaktadır.
Oysa kadın ile erkek - onun kimliği en azından " roman yazarı R. " Olarak bellidir - karşılaşmışlardır ; hatta kadının genç kızlık döneminde çok kısa süre , birkaç gün ve gece birlikte olmuşlardır ve bu birliktelikten bir çocuk dünyaya gelmiştir. Ama buna rağmen mektup boyunda kadının dile getirdiği şu söylemle karşılaşırız : " Sen , beni asla tanımadın ! " Buradaki " Ben " , erkeğe delice aşık olan " Ben " dir ve erkek , onu bu niteliği ile hiç tanımamıştır. Onun için bu " Ben " , hayatına giren öteki kadınlardan - ki , bunların sayısı hayli kabarıktır ! - hiçbir farkı bulunmayan bir Bendir...
Kadın , kısa beraberliklerinde ona yıllardır aşık olduğunu hiçbir zaman söylemez. Söylediği takdirde , erkeğe paylaşılmamıs