Harun özgenç

Harun özgenç
@Harun_ozgnc
Ellerimizle Suladığımız fidanlar Dar Ağaçlarımız Olduuu...
Dicle Üniversitesi
Yüksekova, 14 Mart 2003
34 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
ATSIZ
Puan vermedi·308 syf.··
2023 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 18:06
çıkartıyorsunuz dediği insanlara ve karşısında ki kıza sinirli bir şekilde yaklaşarak devam ederken kadının asla kendini bozmayarak sakin bir tavır ile anlatıyor oluşu hikâyede ki gerçek duygunun hakkını vermesi ile alakalı kuran yazarımız ilerleyen sayfalarda ki tartışmaları genelde kadının sakin kaldığı erkeğin ise içki içip alaycı tavrı ön plana çıkıyor. Edebiyatın hakikatlerin hayaller ile süslemesi olduğundan bahsederek masalın en derinine inerken her soruda erkek birazcık daha sert bir tavır ile kadının karşısında duruyor. Kitabın sayfaları ilerledikçe Ayşe Hanımın daha önce atıldığı lakin geri dönmek zorunda olduğu okula doğru yola çıkması hüznü ve yaşadığı geçmiş anlarını hatırlaması ile devam ediyor. Kitabın içerisinde geçen cümleler ile yazarımız sizi hikâyeye sımsıkı sararken işin içinden asla çıkamayacağınız, en zor durumda bile sakin ve ağır tavrınız, Selim’in ani köpürmeleri ruhunun yalnızlığını sizlere sunarken kitapta kendi karakterinize daha çok uyum sağlayan bir karakter ile hikâyeyi yaşamaya başlamanız kaçınılmaz bir durum olacaktır. “Gönlüm dolu ah u zar kaldı…” sayfa 30’da yer alan ve buna benzeyen birçok cümle ile anlatımı etkileyici kılmayı Sayın Atsız başarmıştır
İnceleme
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201933,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2023 3. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2023 22:04
Roman bir hastane tasviriyle başlar. Hastanenin koridorları, muayene odaları, kokusu ve hastalar ayrıntılı bir biçimde anlatılır.15 yaşındaki roman kahramanı, 8 yaşından beri çektiği diz ağrısından dolayı gittiği hastaneden bitkin bir biçimde ayrılır. Doktor kendisine tekrar ameliyat olabileceğini söyler, heyecansız bir hayat ve iyi beslenme tavsiyesinde bulunur. Muayene sonrasında biraz dolaştıktan sonra eve giden çocuk, annesine farklı açıklamalarda bulunur, durumunu gizler. Bunu izleyen günlerde çocuk (anlatıcı), Erenköy’de oturan ve akrabaları olan Paşa’nın köşküne gider. Köşktekilerin ısrarı üzerine bir süre orada kalmaya razı olur. Paşa’nın Nüzhet adında bir kızı vardır. Çocuğun Nüshet’e karşı duygusal bir yakınlığı vardır. Çocuk, köşkte kaldığı süre içersinde güzel günler geçirir. Bu sıralarda Nüzhet’i Ragıp Bey adında 35 yaşlarında bir doktor ister. Bu evliliğe sadece Nüzhet’in annesi taraftardır. Yengesi, çocuğun Nüzhet’e olan ilgisini anlar ve ondan uzak tutmak için çocuğun hastalığının bulaşıcı olduğu yalanını çıkarır. Yengesinin konuşmalarını duyan çocuk, çok üzülür ve hemen o gün köşkten ayrılmaya karar verir. Ancak sabah annesinin köşke gelmesi, onu bir süre daha köşkte kalmasına neden olur. Yenge, Ragıp Bey’i ve annesini akşam yemeğine davet eder. Yemekte birtakım tartışmalar yaşanır. Bunun sonucunda çocuk ile Paşa’nın araları açılır. Bu arada Nüzhet de annesinin telkinleriyle kendisine karşı oldukça değişik davranışlar sergilemeye başlar. Sonunda çocuk annesiyle birlikte köşkten ayrılır. Çocuğun hastalığı daha kötü bir hal alır. Çocuk, o gece çektiği müthiş sızıdan dolayı uyuyamaz ve annesini uyandırıp dizine pansuman yaptırır. Ancak bunun hiçbir faydası olmaz ve sabah erkenden hastaneye giderler. Hastanede çocukla Doktor Mithat ilgilenir. Bu arada
İnceleme
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 01:51
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu , Ne denilir.. hiçbir şey denilemez.. şu an daha bir kaç cümle yazamadan gözyaşlarım ekrana damla damla düşmeye başladı bile...o yüzden bişey denilemez..sadece ama sadece hissedilir... Öyle acı , öyle hüzünlü bir öykü ki ; kitabı ne okumak isteyeceksiniz ne de bırakmak isteyeceksiniz... Öykünün kahramanının hayatını okurken , cidden böyle acı çeken insanlar dünyada var mı diye kendi kendimi yiyordum.. umarım diyordum..umarım bunlar tamamen bir hayal ürünüdür... çünkü bunları yaşamak çok zorr.. Umarım bunları yaşayan biri yoktur bu dünyada... Daha fazla duygularımı dile getirmek istemiyorum.. Kitabın içeriğine geçmek istiyorum büyük bir acı hatırlayış ile ... Bir kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun " gönderen " inin adı verilmemiştir. Mektubun başında tek bir hitap vardır : " Sana , beni asla tanımamış olan sana " Ayrıca mektupta , adın belirtilmemiş olmasına rağmen , yazanı mektubun alıcısına " Onu hep delice sevmiş bir kadın " olarak tanıtabilecek en ufak bir ipucu da bulunmamaktadır. Oysa kadın ile erkek - onun kimliği en azından " roman yazarı R. " Olarak bellidir - karşılaşmışlardır ; hatta kadının genç kızlık döneminde çok kısa süre , birkaç gün ve gece birlikte olmuşlardır ve bu birliktelikten bir çocuk dünyaya gelmiştir. Ama buna rağmen mektup boyunda kadının dile getirdiği şu söylemle karşılaşırız : " Sen , beni asla tanımadın ! " Buradaki " Ben " , erkeğe delice aşık olan " Ben " dir ve erkek , onu bu niteliği ile hiç tanımamıştır. Onun için bu " Ben " , hayatına giren öteki kadınlardan - ki , bunların sayısı hayli kabarıktır ! - hiçbir farkı bulunmayan bir Bendir... Kadın , kısa beraberliklerinde ona yıllardır aşık olduğunu hiçbir zaman söylemez. Söylediği takdirde , erkeğe paylaşılmamıs
İnceleme
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma