Şirkette çalıştığım yıllar boyunca önemli kararların nasıl verildiğini şöyle açıkladım: "Mesele unvan değil, en iyi fikre kimin sahip olduğuydu. Çözümü masaya kim getiriyor? İşte en önemli olan buydu."
"Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız. Güzelliği ancak zaman ayırarak farkederiz. Zamanla olgunlaşırız. Lütfen yavaş gidiniz."
Kemal Sayar'ın konuşmaları ve yazıları beni hep rahatlatır. Cümlelerini kurarken kelimelerini ne az ne çok, özenle, gerektiği kadar seçer ve büyük bir sakinlikle bir araya getirir. Dış dünyayı takip etmek çok cazip ve gereklidir, ama dış dünyadan içeriye dönüş yapmak da gereklidir. İşte bu iç dünyama dönüp bakmamı sağlayan vesilelerden biridir Kemal Hocam.
Kitapta birçok meseleye değinilmiş: Telaş, kaygı, keder, kötülük, annelik, babalık... Çok güzel referanslarda bulunulmuş: Kierkegaard, Heidegger, Arendt, Yunus Emre, İbni Haldun ve daha birçoğu. Daha önce düşündüğünüz seyler olsa bile, bildiklerinizi bir de Kemal Hocanın perspektifinden, dilinden duymak, düşünceleri daha derli toplu hale getiriyor.
Keyifli okumalar...
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Bize çılgın Türkler gerekmiyor artık, bize aklı başında, çalışkan, efendi, dinlemeyi ve konuşmayı bilen Türkler gerekiyor. Türkiye yetimhanesinde artık masallarla avunma zamanı geride kaldı.
Uyum sağlayan/konformist kişi, kendi kişisel kimliğini feda etmek ve benliğini silmek pahasına sürüye katılır. Yolların çatallandığı noktalarda "ben" diyememek ve sürüyle birlikte yol almak, kişinin iç boşluğunu büyütür ve daha büyük yalnızlıklar doğurur.