Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
Sovyet Egitiminde Tanrı Kavramı
"İnsanlar mı tanrıların eseridir? Yoksa, tanrılar mı insanların eseridir?..." Profesörün sorusu onları hangi düşüncelere sevketti bilmiyorum. Fakat bu sual benim manevî, ruhsal varlığım içinde uyuyan, belki zinde bir kudret halinde yaşamamakla beraber, orada derinlere itilen, şuurun yüzey dokusu altında rasgele yığınlaşan bir iç âlemi harekete getiriyorlardı. Bu iç âlemi, bir tanrı düşüncesiydi. Asla münakaşa götürmez, fakat yaşayan bir düşünce...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İttihat ve Terakki'nin Sonu
Halktan geldiler. Fakat kısa zamanda halktan koptular. Birer halk adamı, hatta birer efsane kahramanı gibi çıktılar. Fakat hemen birer sorumsuz klik adamı oldular. İstibdada karşı ayaklandılar. Fakat getirdiklede bir nevi istibdat oldu.
Amacı Belli Olmayan Savaş
Harbe girişimizi galiba, o da ancak bizim kadar biliyordu: Yani, merkezi umuminin bundan haberi yoktu. Enver Paşa'ya sınırsız itimadı vardı. Harbe hükümet de karar vermemişti. Meclis-i Mebusan'ın ise elbette ki haberi olamazdı... Padişahımızın vazifesi de ordumuza dua etmekti. Ama Doktor Nazım'a göre, mademki harbe girmiştik, demek ki kaz ve kader böyle istemişti!
Osmanlının son nefesi
Bir inkılâp mıydı? Yoksa, tarihi ömrünü tamamlamış bir imparatorluğun, son çabalanışı mı? Bu sorulara çeşitli cevaplar verilebilir... Ama şu da bir gerçektir ki, artık kuruyacak olan ulu meyve ağaçlarının, son nefeslerinden önce, bütün çiçeklerinin açılışı ve son meyvelerini verişi gibi, Osmanlı devleti de son nefesini yaşarken, tarih sahnesine, çeşitli yetersizliklerine rağmen, İdeal ve İhtirasları sınırsız, bir altın nesil verebildi. Hatta biz; bu son topraklar üstünde son devletimizi bile, bu son neslin, yenilgi kabul etmeyen hayat hamlesine borçluyuz...
Enver Paşa'nın Basiretsizliği
Merdivenlerden inerken, bu konuşmanın bende bıraktığı tesirleri toplamaya çalışıyordum. Enver Paşa'nın, olan bitenler hakkında söylediklerine bakarak hüküm vermek lazım gelirse, bilgileri yüzeyde görünüyordu. Harp sonunun buhranlarını, yıkılışlarını, gelip geçici sayıyordu. Eskiye tekrar ve yakında dönüleceğine inanıyor gözüküyordu. Dünyanın bir çağ değiştirmekte olduğunu herhalde görmüyordu.