Bu otobiyografik roman, bir dönemin kapanışında, bir alacakaranlıkta, halkın ve yöneticilerin ruhunu, geçişin aşamalarını çok açıklayıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tam bunu aradığım için, tam bu sebeple bu kitabı aldığım için, fazla fazla memnun kaldım. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlamalarına denk geldiği için de ayrıca bir güzel kesişim oldu. Atatürk tuhaf ve büyüleyici bir adam. Kitapta da bahsi geçer, Osmanlı birtakım yanlışlarıyla çökerken, bir yandan da son kıyağını yaptı ve güzel bir jenerasyonu miras bıraktı: İttihat ve Terakki, Atatürk ve silah arkadaşları.
Bir imparatorluğun çöküş dönemlerinde (1897) doğan ve cumhuriyetin kurulmasından 42 sene geçtikten sonra hayatını kaybeden, bütün bu geçiş döneminin nüanslarını seyredebilecek bir tür ilmi, askeri ve bürokratik imkanlara bir şekilde sahip olan, halktan gelen bir Türk'ün yaşam öyküsü. Eserde; Osmanlının çöküş döneminde halk ne düşünüyordu, milliyetçilik akımından Osmanlı nasıl etkilendi, İttihat ve Terakki'nin faaliyetleri, Cumhuriyet'in kuruluşu, Atatürk analizleri, Stalin konuşmaları, Sovyet rüzgarı vs. tatmin edici bir konu listesi bulunmaktadır.
Aydemir, Osmanlının son dönemlerinde Edirne'de dünyaya gelen bir çocuk. Büyüdüğü ortamda büyük Türk devleti hülyaları ile, İslami ve milli hayaller ile beslendirilip büyütülmüş bir neslin parçasıdır o zamanlar. Ama bu dünyadan kopmuşluk ve bu hayalperestliğin, ileride gerçekleri gördüğü zaman ona ne tür bir karın ağrısı oluşturacağını göreceğiz. Birinci dünya savaşına katıldığı zaman, gördüğü manzara karşısında hayalleri alt üst olmaya başlar bile. Anadolu hem ilmi hem de ekonomik anlamda büyük bir sefalet içerisindedir. Toplum dışında bir tür birey kalamayan, ne milletini ne dinini ne de bu savaşın sebebini bilmeyen, komutanın yokluğunda hemen uykuya