Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
Kimse o türden bir Tanrıya inanmıyordu
Doktor karanlıkta durmaya devam ederek, bu soru ya daha önce cevap verdiğini söyledi; eğer her şeye kadir bir Tanrı'ya inanmış olsaydı insanları iyileştirmeyi bırakır ve bu görevi ona emanet ederdi. Ama bu dünyada kimse, hiç kimse, Tanrı'ya inandığını sanan Paneloux bile, bu türden bir Tanrı'ya inanmıyordu, öyle ya hiç kimse kendini sonuna kadar Tanrı'nın ellerine bırakmıyordu ve bu açıdan Rieux, her haliyle yaradılışla mücadele ettiğinden, en azından kendisinin doğrunun yolunda olduguna inanıyordu.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ve veba başlar
O andan başlayarak vebanın, hepimizin uğraşı olduğu söylenebilir. O ana kadar bu tuhaf olayların hemşerilerimizde yol açtığı şaşkınlık ve endişeye karşın, herkes elden geldiğince her zamanki meşguliyetleriyle ilgilenmişti. Şüphe yok ki böyle de sürecekti. Ancak kentin kapatılmasıyla herkes, hatta anlatıcı da, aynı gemide olduklarını ve bununla mücadele etmeleri gerektiğini anladı. İşte böylece, örneğin insanın sevdiğinden ayrılması gibi bireysel bir duygu birdenbire, ilk haftalardan itibaren tüm bir halkın duygusuna dönüştü ve korkunun da etkisiyle, bu uzun sürgün döneminin başlıca acısı oldu.
Sayfa 73·Kitabı okudu

Ahmet Haşim Delibaş

, bir kitap okudu
9/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Şevket Süreyya Aydemir
8.5/10 · 5,1bin okunma
9/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Bu otobiyografik roman, bir dönemin kapanışında, bir alacakaranlıkta, halkın ve yöneticilerin ruhunu, geçişin aşamalarını çok açıklayıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tam bunu aradığım için, tam bu sebeple bu kitabı aldığım için, fazla fazla memnun kaldım. Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlamalarına denk geldiği için de ayrıca bir güzel kesişim oldu. Atatürk tuhaf ve büyüleyici bir adam. Kitapta da bahsi geçer, Osmanlı birtakım yanlışlarıyla çökerken, bir yandan da son kıyağını yaptı ve güzel bir jenerasyonu miras bıraktı: İttihat ve Terakki, Atatürk ve silah arkadaşları. Bir imparatorluğun çöküş dönemlerinde (1897) doğan ve cumhuriyetin kurulmasından 42 sene geçtikten sonra hayatını kaybeden, bütün bu geçiş döneminin nüanslarını seyredebilecek bir tür ilmi, askeri ve bürokratik imkanlara bir şekilde sahip olan, halktan gelen bir Türk'ün yaşam öyküsü. Eserde; Osmanlının çöküş döneminde halk ne düşünüyordu, milliyetçilik akımından Osmanlı nasıl etkilendi, İttihat ve Terakki'nin faaliyetleri, Cumhuriyet'in kuruluşu, Atatürk analizleri, Stalin konuşmaları, Sovyet rüzgarı vs. tatmin edici bir konu listesi bulunmaktadır. Aydemir, Osmanlının son dönemlerinde Edirne'de dünyaya gelen bir çocuk. Büyüdüğü ortamda büyük Türk devleti hülyaları ile, İslami ve milli hayaller ile beslendirilip büyütülmüş bir neslin parçasıdır o zamanlar. Ama bu dünyadan kopmuşluk ve bu hayalperestliğin, ileride gerçekleri gördüğü zaman ona ne tür bir karın ağrısı oluşturacağını göreceğiz. Birinci dünya savaşına katıldığı zaman, gördüğü manzara karşısında hayalleri alt üst olmaya başlar bile. Anadolu hem ilmi hem de ekonomik anlamda büyük bir sefalet içerisindedir. Toplum dışında bir tür birey kalamayan, ne milletini ne dinini ne de bu savaşın sebebini bilmeyen, komutanın yokluğunda hemen uykuya
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Atatürk
Bütün bu esasından ayrılmış didinmeler, yanlış birtakım ifadelerle hep Atatürk'ün gayelerine bağlanıyordu. Bizim çağımızın en realist insanlarından biri olan, bambaşka bir insan olan, korkmadan sevilen, hâlâ izah edilememiş, hâlâ yazılamamış olan Atatürk'ün gayelerine... Onu görmek ve dinlemek mutluluğuna erdim. Onun yazılı ve çok değerli bir hatırasını da saklarım. Fakat şimdi burada ve bu vesileyle onun adını anarken hafızamda canlanan manzara, onun bir sonbahar gurubu esnasında ve bir çıplak sırtın başında ufuklara mürtesem düşen heybetli görünüşüdür.