Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
İlk izlenim son izlenim miydi?
Dan bu imaları algılamış ve kendi savunmasında Nietzsche'den alıntı yaparak, insanın biriyle ilk karşılaştığında onun hakkında her şeyi bildiğini, daha sonraki karşılaşmalarda ise kendini, kendi bilgeliğine körleştirdiğini söylemişti. Nietzsche benim için büyük önem taşır ve bu alıntı beni duraksatmıştı. Belki de bir ilk karşılaşmada korumalar iniktir; belki insan karşısındakine henüz ne tür bir kişilik giydireceğine karar vermemiştir. Belki de ilk izlenimler gerçekten ikinci ve üçüncü izlenimlerden daha doğrudur, Ama bu, bir diğer insanla ruhsal sohbetten çok uzak bir şeydir. Ayrıca, Nietzsche pek çok alanda bir kâhin idiyse de kişilerarası ilişkiler konusunda rehber olamazdı - ondan daha yalnız, daha yalıtılmış bir insan yaşamış mıdır hiç?
Sayfa 215·Kitabı okudu
Reklam
Mutlak Yalnızlığın Panzehiri: Yakınlık
Elva bana dönüp gülümsedi ve birbirimize şefkatle baktık. Olağanüstü mahrem bir andı bu. Daha önce hiçbir hastamın yapmadığı bir şekilde bana her şeyini göstermişti. Ve ben her şeyi kabul edip daha da fazlasını istemiştim. Onu her köşeye kadar izlemiş ve yaşlı bir kadının çantasının hem bir yalnızlık hem de bir yakınlık aracı olabilmesine saygı ve hayranlık duymuştum: varoluşun ayrılmaz bir parçası olan mutlak yalnızlık ve yalnızlık gerçeğini değilse de korkusunu gideren bir yakınlık.
Sayfa 179·Kitabı okudu
Çocuğun Ölümü Sonrası Ebeveynlerin Yas Süreci
Penny'nin evliliğinin yazgısı ne yazık ki bir çocuk kaybeden ailelerde çok yaygındır. Araştırmalar, bir çocuğun ölümüyle gelen trajedinin bir ailenin fertlerini birbirine bağlayabileceği beklentisinin aksine, çocuğunu kaybetmiş pek çok ana babanın evliliklerinde geçimsizliğin arttığını bildirdiklerini göstermiştir. Penny'nin evliliğindeki olayların gelişmesi tipiktir: karı koca farklı - hatta tamamen zıt - tarzlarda yas tutarlar; çoğu kez birbirlerini anlamaktan ve desteklemekten âciz kalırlar ve her birinin yas tutuş tarzı etkin bir biçimde diğerininkiyle çatışarak sürtüşmeye, yabancılaşmaya ve sonunda da ayrılığa yol açar. [...] Genellemelerden her zaman sakınmakla birlikte, bu durumda klişeleşmiş erkek kadın tiplerinin çoğu kez geçerli olduğunu söyleyebilirim. Pek çok kadın, Penny gibi, kaybının tekrarlamalı ifadesini aşıp, yaşayanlarla, projelerle, kendi yaşamına anlam verebilecek her şeyle meşgul olmaya dönmek ihtiyacındadır. Erkeklere ise genellikle kederi (bastırmak ve ondan kaçınmak yerine) yaşayıp paylaşmaları öğretilmelidir.
Sayfa 169·Kitabı okudu
Çocuğun Ölümünün Ruhsal Anlamı
Bir başka önemli sorunu üzerinde düşünmeye başladık: yaşamdaki anlamın kaybı. Anne veya babayı ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir. ölen kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir. Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir: kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir - ne için yaşadığı, gelecekte kendini nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir (insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir).
Sayfa 157·Kitabı okudu
Bitecek Diye Yaşamaktan Kaçınmak?
"Bu yaklaşımın sakat tarafı, sonunda kendini insansız bir yaşamın içinde bulman. Belki de içindeki boşluk duygusu kısmen bundan kaynaklanıyor. Şöyle ya da böyle her ilişki bitmek zorunda. Ömür boyu garanti diye bir şey yok. Güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemekten zevk almayı reddetmek gibi bir şey bu." "Bunu böyle söylediğiniz zaman çılgınca görünüyor, ama benim yaptığım bu işte. Yeni bir insanla tanışıp ondan hoşlandığımda hemen ona veda etmenin nasıl bir şey olacağını hayal etmeye başlıyorum."
Sayfa 122·Kitabı okudu
Reklam