Hatice Erdoğan

Hatice Erdoğan
@HaticeHoraz
"Konuşmak en büyük sihirdir."
Lisans
104 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
Esrarü'l-Hikmeti'l-Meşrikiye
Puan vermedi·168 syf.··
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 09:44
İslam dünyasında felsefi roman geleneğini başlatan İbn Sina'nın ardından bu alandaki en önemli örneği kaleme alan İbn Tufeyl'in Hay bin Yakzan adlı eseri, etrafında doğa dışında herhangi bir öğretici olmadan akıl ve sezgi yoluyla bir insanın kendini tanıması, anlaması ve Yaratıcıya ulaşması sürecini anlatıyor. Açıkçası İslamın felsefesi yapılacaksa eğer bu konuya Yaratan'ın Yaratan, yaratılanın da yaratılan kabulüyle başlanması gerektiğini düşünüyorum. Felsefe bana göre çok sınırda bir konu, işin içine girdiğinizde ipin ucunu kaçırma ihtimaliniz de var. Nitekim dönüp baktığımızda Allah aşkına ulaşacağım diye Tanrı olduğunu iddia edenleri de görmüyor değiliz.(panteist düşünüş) Ancak Hay bin Yakzan'da beni rahatsız eden pek bir şey olmadı. Neyi kastettiğinden emin olamadığım bir iki nokta dışında genel olarak doyurucu bir eser. Ayrıca bu eserin bir de çizgi filmi var, çocuklarınız için güzel bir alternatif olabilir.
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Dünyanın Bütün Çocuklarına
Puan vermedi·235 syf.··
2023 116. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 15:25
Kitapla ilgili bir yorumda "bu kitabı neden çocukken okumadım?" diye hayıflanan bir kitle olduğunu öğrendim. Sanırım artık ben de onlardan biriyim. 10-11 yaşlarında bu kitabı okusaydım ne hissederdim merakı içindeyim.
Ferenc Molnar
Ferenc Molnar
bu kitabı 30 yaşında kaleme almış ve bana da okumak 30 yaşında nasip oldu. Okurken sizi çocukluğunuza götürecek, o yaşlarınızı özlemle hatırlatacak bir kitap. General Boka'nın cesaretine, küçük nefer NEMECSEK'in kahramanlığına hayran olacağınız, Pál Sokağı Çocuklarının vatanı olan Arsa'ları için verdiği mücadele... Yayımlandığı her ülkede gündem olan bu kitap anısına, Macar heykeltraş Péter Szanyi tarafından da kitapta yaşanan bir olayı canlandıran heykel grubu yapılmış. Kitabın başında da bu heykellerin resmine yer veriliyor. Pál Sokağı Çocuklarına ait bir ânın canlandırılmış olması da hoşuma gitti. Yaşınız kaç olursa olsun, sizi çocukluğunuza sürükleyecek bu tatlı çocuk romanına bir şans vermenizi tavsiye ederim.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Belki de bu onun normaliydi.
Puan vermedi·622 syf.··
2023 106. kitabı
Hayatı uyumak, düşünmek ve yemek yemekle geçen bir adam. Harekete geçmekten, hayata karışmaktan, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten üşenen bir adam. Bugünün işini yarına bırakmayı geçin yarınları bile yarına bırakan adam. Oblomov... Okurken ikilemde kaldığım bir kitap oldu. Bizim yaşadığımız "normal" hayatın standartlarının dışında yaşaması onun hayatının "anormal" olması demek miydi? Öyle ki bizim normalimiz dışında yaşayan Oblomovun hayatını bir hastalık olarak görüp ona bir de "Oblomovluk" demişiz. Hayatını kendi böyle istediği için mi Oblomovca yaşadı yoksa yaşamaya cesaret edemedi mi emin olamadım. Bir insanı harekete geçirecek en etkili unsur aşkı bulduğunda bile o aşkı kaybetme tehlikesine karşı neden sorumluluk almaktan kaçtı, neden tembellik etmeye devam etti diye sorgularken belki de sadece istediği böyle bir hayattı dedim. Ama bu hayatta da mutlu muydu değil miydi bilemedim. Bana kalırsa Oblomov da hayatının sonuna kadar bu çelişki ile yaşadı. Ve en sonunda yaşadığı hayatın diğerlerine örnek olması gereken bir hayat olması için kaderin ona bu hayatı biçtiğine karar verdi. Ve kendini kabul etti. " O, er meydanına çıkacak bir pehlivan olarak değil, sakin bir savaş seyircisi olarak doğup büyümüştü." (syf; 596)
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Böyle bir son hiç yaşanmamış sayıyorum. (Spoiler içerir)
Puan vermedi·520 syf.··
2023 33. kitabı
Eğer bir kitabın sonunu değiştirme hakkım olsaydı bu kesinlikle Martin Eden olurdu. Jack London'ın kendi hayatından yola çıkarak kaleme aldığı Martin Eden romanında, hayata 1-0 geriden başlayan, alt tabakalardan eğitimsiz ancak kendini geliştirmeye müsait, hantal bir denizcinin Ruth adlı genç bir kıza hissettiği aşk uğruna içindeki potansiyelini ortaya çıkarışına şahit oluyoruz. Ama bu öyle kolay bir uğraş olmuyor tabi, bir çoğumuzun yolun başında vazgeçeceği durumlarda Eden yılmadan devam ediyor mücadelesine. Çünkü hak etmek istiyor Ruth'unu. Aralarındaki sınıf farkını bu şekilde aşabileceğine inanıyor. Başarıyor da. Ancak bu onun çöküşünün başlangıcı oluyor. O hep Martin Eden'dı. Bir yazar değilken de yazar olma yolunda ve bunu başardığında da... Ancak insanların onu yalnızca yazıları yayınlanan bir yazar olduğunda Martin Eden olarak kabul etmesini hazmedemeyince vazgeçti. Kitabı okurken içimde yeşeren umudun böyle bir sonla hüsrana uğraması beni çok üzdü. İnsanlığın bütün çirkinliklerine inat yaşamayı seçmeliydin Eden. Dalga geçercesine yaşamalıydın. Ve benim için yaşıyorsun da. Hayatını mücadeleyle kazanan insanların umudu hiç solmasın....
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,5bin okunma