içimde özlemini çektiğim şey arzulardan ziyade, arzulama arzusuydu; daha güçlü, daha bağımsız, daha tutuklu, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama
Ancak tekrar ediyorum, sayın dostum, arkadaşlarımın içten ilgisi bile beni tek bir şeye, ölümüme götürüyor. Ölüyorum ve bunun bilincinde olma cesaretine sahibim.
Bazen en çılgın, en imkansız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz... Dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa, bazen onu kaçınılmaz, önceden belirlenmiş, kadere yazılmış, var olmaması, gerçekleşmemesi imkansız bir şey gibi kabul edersiniz! Belki burada başka bir şeyler, önsezilerin bir bileşimi, olağan dışı bir irade, kendi hayal gücüyle kendini zehirleme veya buna
benzer bir şeyler söz konusudur...
Coşup taşardı eskiden İnancın Denizi,
Dünya kumsallarının çevresine sarılmış, parlak
Bir kuşağın kıvrımları gibi dururdu.
Ama şimdi onun yalnız
Uzun, hüzünlü kükreyişini duyuyorum
Gece rüzgarının soluğuna karşı,
Çekilirken engin kıyılardan, dünyanın iç karartıcı, çıplak
Çakıl taşları üzerinden.
Ama, sevgilim biz, dürüst olalım birbirimize
Öylesine, çünkü, çeşitli, öylesine güzel, öylesine yeni
Düşlerin diyarı gibi duran önümüzde
Şu dünyanın ne sevinci var, ne sevgisi, ne de ışığı,
Ne güvenliği, ne huzuru var, ne de ızdıraba çaresi,
Ve biz burada,
Bilisiz orduların geceleyin çarpıştığı,
Birbirine karışmış savaş ve firar çığlıklarıyla dolu
Karanlık bir ovada gibiyiz.