Hatice Ç.

Hatice Ç.
@Hatice_1903
Puan vermedi·69 syf.·
2026 7. kitabı
36 yaşında, hayatta her şeye sahip olduğunu düşünen ama aslında her şeye doymuş, giderek duyarsızlaşmış bir adamın hikâyesi bu. İçindeki boşluğu fark etmese de ruhu uzun zamandır uykuda. Hipodroma at yarışı izlemeye gittiği o günün gecesi her şey değişiyor. İşlediği küçük bir hırsızlıkla birlikte içinde uzun zamandır hissetmediği bir şey kıpırdıyor: CANLILIK. Çaldığı parayla at yarışı oynayıp kazanması, onda büyük bir haz uyandırıyor. Yıllardır süren duygusal uyuşukluk bir anlığına kırılıyor. O hazdan kopmak istemiyor. Ama asıl dikkat çekici olan, paradan çok hislerin geri dönmesi. Bir anda insan yakınlığına ihtiyaç duyuyor konuşmak, temas etmek istiyor ama çekiniyor. Aslında insanlarla iletişim kurma konusunda özgüvensiz. Bu mesafeyi, şıklığına ve burjuva görünümüne bağlasa da içten içe yalnızlığının farkında. Alt tabakadaki insanların gülmesi, kaynaşması, eğlenmesi onu büyülüyor. Onların arasındaki sıcaklık onda yeni bir duygu uyandırıyor. Gece boyunca kendini sorguluyor. Işıklar sönüp kalabalık dağıldığında yine yalnız kalacağını düşünüyor. Sokakta gördüğü hayat kadınları bile onda eski duyguları canlandırıyor. Onlara acıyarak bakarken kendi yalnızlığını da görüyor. Bir hayat kadınının peşine takılması ise hem suçun çekim gücü hem de yeniden bir şey hissetme isteği. Karşısına çıkıp onu karakola götürmek isteyen adamlara para teklif ediyor. Adamlar daha fazlasını isteyince, hayat kadınının Bana bir şey yapmadı ki, bu kadar istemeyin demesi onu etkiliyor. O an, Beni düşünen biri var duygusunu tadıyor. İçindeki adalet duygusu da ortaya çıkıyor; istenen parayı veriyor. Adamların utanmışlığını hissediyor. Ah, diyor içinden, bu gece her şeyi hissedebiliyorum.Onlara teşekkür ederken aslında şunu söylüyor: Beni rezil etmediğiniz için asıl ben size teşekkür
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·116 syf.·
2026 6. kitabı
Saygın, sakin, ahlaklı görünen bir kadının, hayatının sadece bir günü… Ama o bir gün, bütün hayatının yönünü değiştirecek kadar sarsıcı. Bir kumarhanede tanıştığı genç bir adam, ani bir merhamet duygusu, tutku, vicdan, pişmanlık ve toplumun acımasız bakışı… Hepsi 24 saate sığıyor. Hayatında her şey yerli yerindeymiş gibi görünen bir kadının sadece bir günü anlatılıyor bu kitapta.Ama o bir gün, insanın bütün düzenini sarsmaya yetiyor. Toplumun ayıp dediği şeyle insanın kalbinin söylediği şey her zaman aynı olmuyor. Ve bazen bir anlık duygu, insanın bütün hayatını etkileyebiliyor. Zweig’in anlatımı zaten akıp gidiyor ama asıl vurucu olan şu: Bir insanı tek bir davranışıyla yargılayabilir miyiz? ️Kitapta beni en çok etkileyen şey kadının iç sesi oldu. Kendiyle hesaplaşması, utanması, savunması… Çok gerçekti. Çok insandı.
Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Anonim Yayıncılık · 2020151bin okunma
Puan vermedi·69 syf.·
2026 5. kitabı
Kitapta mesele açlık değil, anlaşılmamak. Açlık sanatçısı, ruhu aç ama bünyesi güçlü olan, anlaşılmayan sanatçıyı temsil ediyor. ”Beni gerçekten doyuracak bir şey bulamadım.” Bu cümleden de anlaşıldığı gibi, bildiğimiz açlık değil; olan daha çok ruhsal bir eksiklik. Bünyesi sağlam olsa da bazı insanlar, hayatta anlam bulamadıkları için eksik kalıyor. Kalabalığın içinde yalnız olmak… alkışların arasında değersiz hissetmek… belki de en büyük açlık, anlaşılmak. Ve dürüst olayım, bu hikâye Kafka’dan başkasının kaleminden çıksa, aynı derinliği verir miydi? Hiç ama hiç sanmıyorum. Franz Kafka sadece insanın iç dünyasını anlatmıyor; içindeki sıkışmışlığı hissettiriyor. Onu okurken olayları değil, ruh halini yaşıyorsun. Karakterler çoğu zaman çaresiz, anlaşılmamış, sıkışmış… ama Kafka bunu dramatize etmiyor, sakin sakin anlatıyor. İnsan ruhunun süslenmemiş hâli. Ve bence onu güçlü kılan da tam olarak bu: okuru rahatsız etmekten çekinmemesi, gerçekliği olduğu gibi sunması… ve belki de en önemlisi, insanı düşündürmesi. Mesela Dönüşüm’de Gregor’un böceğe dönüşmesi fiziksel bir olay gibi görünür ama aslında insanın ailesi içinde bile yabancılaşabileceğini anlatır. Bir Açlık Sanatçısı’nda ise görülmeme ve anlaşılmama hali vardır. Hep aynı damar: insanın iç yalnızlığı…
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20007,5bin okunma