Hiçbir özgün kuram 'öteki'nden çıkmaz. Her şey, "kendi"nin kuramıdır. Öteki ancak bir ilişki sürecinde, öteki'nde kendini bulmak için ve oluşturmak içindir.
Jane Austen, mantık ve kalbin zaman zaman çok ayrı düşer gibi görünse de yaşanmışlıklar yoluyla harmanlandığı çok hoş bir eser armağan etmiştir bizlere.
Elinor; akıl, nezaket ve anlayışın temsilcisiyken Marianne ise tutkunun, bazen duyguların vurdumduymazlığını mazur gösterebilecek bir ayrıcalık olduğunu delicesine savunur.
Birbirlerine bu kadar zıt ama bir o kadar da yakın olan iki kardeşin aşkı bulup kaybetmeleri ve tekarar bulabilecekleri inancını aramaları, birbirlerinin en büyük destekçileri olmaları okunmaya değer müthiş bir başyapıt.
Aynı zamanda İngiliz asilzade aile yapılarını zaman zaman garipseyip zaman zaman çok sıcak bulmadan edemeyeceğinize eminim.
Bir çırpıda okumamak işten bile değil:)