Dolayısıyla şehir…
Sadece düz bir yapı değil, sadece yemek içmek değil, sadece gündelik ihtiyaçları tatmin eden bir yapı değil, bir şahsiyet meselesidir.
Şehir kurmak, her şeyden önce bir ahlak meselesidir. Her davranışımız ahlakidir, gayriahlaki bir olay yoktur. Niye? Çünkü her medeniyet sistemi davranışlarınızı denetler. Koyduğu değerler sistemine ne kadar uygun davranıyor, davranmıyor… Bu Marksist ahlakta da kapitalist ahlakta da İslam ahlakında da böyledir.
O halde şehir de bir ahlak ve hukuk sorunudur. Yani bir şehri kurmak, dönüştürmek ya da muhafaza etmek ahlaki bir problemdir, ahlaktan bağımsız değildir.